(5271 S. K. m. 7, 53, 55, 155, 264, 309) (765 S. K. m. 510, 522) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Emniyeti Suistimal suçundan hükümlü Selahattin S.'nın 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 510, 522 maddeleri uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2003 gün ve 2003/302-456 sayılı kararının infazı sırasında 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesi gereğince 3 yıl hapis ve 60.000,00 Yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 53/1-a-b-d-e maddeleri uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, 55/1 maddesi gereğince 72.209,00 Yeni Türk lirası ekonomik kazancın müsaderesine ilişkin, aynı mahkemenin 01.7.2005 gün ve 2003/302-456 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair, Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.07.2005 gün ve 2005/256 değişik iş sayılı kararının, dosya kapsamına göre; hükümlü hakkında temel ceza maddesinin yanında kanuni ve takdiri artırım ve indirim maddelerinin de uygulanmış olması nedeniyle, hem hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik yapan, hükmün içeriğini değiştiren yeni kanun düzenlemeleri sebebiyle, hem de hakimin takdir hakkını kullanarak karar vermesi gerektiğinden, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca hüküm mahkemesince duruşma açılmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiği,
Kabule göre de; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun hükümlü lehine olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; sanığın hizmet nedeniyle inancı kötüye kullanmak şeklinde belirlenen eylemini 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yaptırıma bağlayan 510. maddede 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, ayrıca suça konu eşyanın değeri itibariyle 522. maddeye göre artırıma tabi olduğu bu maddenin karşılığı olan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesinde ise yaptırımın 1 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası olduğu ve hapis cezası ile birlikte 3000 güne kadar adli para cezası belirlendiği, ayrıca anılan Kanunun 55. maddesinde kazanç müsaderesinin de düzenlenmiş bulunduğunun anlaşılması karşısında hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı 5237 Sayılı Kanunda daha fazla olup, aynı zamanda adli para cezası da öngörülmüş bulunmakla sanık lehine bir düzenleme olmadığı, sadece 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan 522. maddeye göre yapılmış bulunan artırımın, yeni Türk Ceza Kanunu'nda yer almadığı, bu durumda 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun sanık lehine olduğu gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 06.09.2005 gün ve 36926 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 19.09.2005 gün ve YE.2005160423 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Karar: 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7/2. maddesinde, yürürlükten kaldırılan 765 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde olduğu gibi, suç tarihinden sonra kabul edilen ve sanık lehine olan yasanın uygulanacağı hükmü yer almaktadır. Anılan yasalar arasındaki uyum sorununu gidermek, uygulama ilkelerini belirlemek amacıyla 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun kabul edildiğinden, 01.06.2005 tarihinden önce verilen kararlarda lehe yasanın belirlenmesinde öncelikle bu yasanın 9. maddesi uyarınca lehe yasanın derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın evrak üzerinde karar verilebilecektir. Mahkemece bir değerlendirme yapılarak suçun unsurlarının tayini, takdir hakkı kullanılarak cezanın belirlenmesi veya kişiselleştirilmesinin gerektiği hallerde, davaya katılan veya şikayetçiye de haber verilerek duruşma açılması, tarafların beyan ve bu konularda sunacakları delillerin tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Ceza Genel Kurulunun 11.05.1999 gün, 104/113 sayılı ve 06.10.1998 gün, 224/297 sayılı kararlarında duruşmalı inceleme sonunda verilen ve kesinleşen bir hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik yapılması, aksine bir düzenleme yapılmadığı takdirde ancak duruşma yapılarak verilecek yeni bir hükümle mümkün olduğu kabul edilmiştir.
Duruşma yapılarak ya da duruşma yapılması gereken hallerde dosya üzerinde verilen hükümler arasında fark olmayıp her iki halde de temyiz yolu açıktır. Davanın esasını çözen veya esasa ilişkin kararlarda değişiklik yapan sonuçlandırıcı (nihai) kararlar duruşma dışında verilmiş olsa bile temyize tabidir. Yasaya aykırı olarak evrak üzerinde karar verilmesi yasa yolunu değiştirmeyecektir.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın 5237 sayılı TCK. nun 155/2. maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 60.000 Yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 53/1-a-b-d-e maddeleri uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, 55/1 maddesi gereğince 72.209 Yeni Türk Lirası kazancın müsaderesine ilişkin Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 01.07.2005 gün ve 2003/302-456 ek sayılı kararı temyize tabi olup sanık vekili tarafından itiraz yoluna başvurulmuştur. CMK. nun 264/1. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun ve merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağından 2. fıkra uyarınca dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay C. Başsavcılığına gönderilmesi gerekmektedir. Buna rağmen başvurunun itiraz olarak kabulü ile incelenerek Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.07.2005 gün ve 2005/256 D.İş Sayılı kararı hukuken yok hükmünde olup 01.07.2005 tarihli karar henüz kesinleşmemiştir. Kanun yararına bozma, kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Yok hükmündeki bir kararın temyizen veya kanun yararına incelenmesi olanaksızdır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.07.2005 gün ve 302/456 sayılı ek kararı temyize tabi olup yasal yollara başvurulması nedeniyle kesinleşmediğinden ve Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.07.2005 gün ve 2005/256 D.İş sayılı karar da hukuken yok hükmünde olması nedeniyle incelenemeyeceğinden kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, temyiz incelemesi yapılması için gereğinin mahallinde ifasına, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına iadesine, 20.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy