(5320 S. K. m. 8) (1412 S. K. m. 32, 260, 308) (5271 S. K. m. 34, 230, 289) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık Meryem A.'ın yapılan yargılaması sonunda dolandırıcılık suçundan beraatine, sahtecilik suçundan mahkumiyetine dair İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17.05.2005 gün ve 2003/357 Esas, 2005/139 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafiileri ile katılan vekili tarafından duruşmalı olarak istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının bozma isteyen 22.02.2006 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, katılan vekilinin yetkisi bulunmadığından duruşmalı inceleme isteminin 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 318. maddesi uyarınca reddine, sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme istemiyle ilgili olarak ise; 5237 ve 5252 Sayılı Yasalar nazara alındığında duruşmalı yapılması savunmaya bir yenilik getirmeyeceğinden temyiz incelemesinin duruşmasız olarak yapılmasına oybirliğiyle karar verilip, katılan vekilinin 24.05.2005 tarihli müddeti muhafaza dilekçesi ile vaki temyizinin dolandırıcılık suçundan kurulan hükme de kapsadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki aksi yönde bulunan düşünceye iştirak edilmeyerek her iki suçtan kurulan hükümler incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: I- Anayasanın 141, 1412 Sayılı CMUK. nun 32, 260 ve 308/7. (5271 Sayılı CMK. nun 34, 230 ve 289/9) maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık olması ve Yargıtay'ın bu işlerini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanığın eyleminin ve yüklenen suçun yasal unsurlarının ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan dolandırıcılık suçundan gerekçeden yoksun olarak hüküm kurulması, yasaya aykırı,
II- Sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Hükümden sonra, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 Sayılı Kanunla değişik 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca; anılan Kanunlar değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafileri ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.05.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy