(1412 S. K. m. 168) (5271 S. K. m. 173)
Dava: Dolandırıcılık suçundan şüpheliler M., İ., T., U. haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen 06.02.2006 tarihli ve 2004/1148 hazırlık, 2006/103-43 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı kanunun 164. maddesi gereğince iadesine dair, B. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 07.02.2006 tarihli ve 2006/49 sayılı kararına vaki itirazın reddine ilişkin, Burdur Ağır Ceza Mahkemesi'nin 14.02.2006 tarihli ve 2006/96-96 sayılı kararın, tüm dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı kanunun 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, iddianamenin iade sebepleri arasında şüphelinin ifadesinin alınmamasının başlı başına iade nedeni olmayacağı, kaldı ki şüpheliler T. ve U. haklarında Burdur Sulh Ceza Mahkemesi'nin 02.02.2006 tarihli ve 2006/49 sayılı kararı yakalama emri düzenlenmesi karşısında, şüphelilerin ifadelerinin mahkemesince de alınmasının mümkün bulunduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 30.03.2006 gün ve 13945 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C.Başsavcılığı'nın 01.05.2006 gün ve Y.-E. 2006/066459 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Karar : Dolandırıcılık suçundan şüpheli M., İ., D. ve U. haklarında yapılan soruşturmada Burdur C.Başsavcılığı'nca takibat yapılmasını gerektirecek yeterlilikte ve sözleşmesinin hile, desise kullanılarak yapıldığını gösterir nitelikte delil elde edilemediğinden bahisle 24.03.2004 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına, şikayetçinin itirazı üzerine Isparta Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı'nca 03.05.2004 gün, 2004/15 müt. Sayı ile, kamu davası açılmasını gerektirir yeterlilikte delil bulunduğundan kamu davası açılmak üzere takipsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İtiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine gerek görülmemiştir. İstemin yerinde olduğu kabul edilmiş olup, bu durumda karar tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 168. (5271 sayılı CMUK'nun 173/4.) maddesi uyarınca C.Savcısı dava açmak zorundadır.
Öte yandan iddianamenin reddi nedenleri arasında şüphelinin dinlenmemesi yer almayıp lehine olan kanıtların belirlenmesi ve toplanması yönünden dinlenmesi gerekmekte ise de; uzun süre kaçan, adresini gizleyen, kanıtların toplanmasını ve dava açılmasını engelleyen şüphelinin kovuşturma aşamasında kendisini savunması, delillerini sunması olanaklıdır. 25.03.2003 tarihinde işlenen suçtan dolayı 21.07.2003 günü yapılan şikayet üzerine aranmaya başlanıp bulunamayan ve haklarında yakalama emri düzenlenen şüpheli D. ve U'nun CMK'nun 206. maddesinin 1. fıkrası 2. cümlesinde yer alan tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle sanığın sorgusunun yapılamamış olmasının, delillerin ortaya konulmasına engel olmayacağı hükmü de gözetildiğinde sorgularının yapılması mahkemesince mümkün olup itirazın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi yasaya aykırı,
Sonuç: Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görüldüğünden Burdur Ağır Ceza Mahkemesi'nin 14.02.2006 gün, 2006/96 D.İş sayılı kararının CMUK'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığı'na iadesine, 25.05.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy