(1412 S. K. m. 318) (5237 S. K. m. 22, 23, 85, 86, 87)
Dava: Kastın aşılması suretiyle karısı E. T.'nın ölümüne sebebiyet vermekten sanık Y. T.'nın yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 26.02.2007 gün ve 256/40 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: kararda açıklanan nedenle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 1- Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan ceza miktarına ve istemin yasal süreden sonra yapılmasına göre, CMUK. nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, takdiri cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin sübuta ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın, 1997 yılından beri evli olduğu maktüleyi sürekli dövdüğü, olay günü de darp ettikten sonra yalnız bırakarak evden ayrıldığı, maktülenin rahatsızlanması üzerine, telefon ile haber verdiği anne ve babası olan müdahiller tarafından hastaneye götürüldüğü, maktulenin tedavi sırasında darp izleri nedeniyle hastane polisince alınan beyanında, eşinin darp ettiğini ve ondan şikayetçi olduğunu belirttiği, kendisinde kalp damar hastalığı bulunan maktulenin aynı gün öldüğü, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu'nun 11.10.2002 tarihli raporunda; maktülede daha önceden mevcut kalp ve damar hastalığına inzimam eden olayın stresi ve eforuna bağlı olarak gelişen solunum ve dolaşım yetmezliği sonucu ölümün meydana geldiği ve olay ile ölüm arasında illiyet bağının bulunduğunun belirtildiği olayda;
Aydın Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 05.12.2006 tarihli raporunda; maktüledeki yaraların basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği, yaşamsal tehlikeye yol açmayacağı belirtildiği halde, aynı rapor içeriğinde Adli Tıp Kurumu 2 İhtisas Kurulu'nun raporunda ölüm ile olay arasında illiyet bağı bulunduğu belirtilmekle, mevcut yaralanmanın sistemik etkilerinin kişide mevcut kalp hastalığını tetikleyeceği göz önüne alındığında kişideki yaraların basit tıbbı müdahale ile giderilemeyeceği ve yaşamsal tehlikeye yol açtığının belirtildiği ve rapor içeriğinin kendi içerisinde çelişki oluşturduğu anlaşılmakla;
Maktuleye ait tüm tedavi evrakları, film ve grafilerinin yeniden Adli Tıp Kurumuna gönderilerek;
Maktuledeki ölüm olayı dışındaki darp nedeniyle meydana gelen yaralar ile ilgili olarak 5237 sayılı TCK. nun 86. maddesi kapsamında rapor alınarak sonucuna göre;
a- Yaralanma 5237 sayılı TCK.nun 86/1. maddesi kapsamında kaldığı takdirde, 5237 Sayılı TCK.nun 23. maddesi yollamasıyla 87/4. maddesi uyarınca Kasten Yaralama Sonucu Ölüme Neden Olma suçundan,
b- Yaralanma 5237 sayılı TCK.nun 86/2. maddesi kapsamında kaldığı takdirde ise, sanığın, maktüledeki kalp ve damar rahatsızlığını önceden bilip bilmediği hususu araştırılarak sonucuna göre;
aa- Bildiği tespit edildiği takdirde 5237 sayılı TCK nun 22/3 ve 86/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 85 maddesi uyarınca Bilinçli Taksirle Öldürme suçundan,
bb- Bilmediği tespit edildiği takdirde ise 5237 sayılı TCK. nun 22/2 ve 86/2 maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 85. maddesi uyarınca Taksirle Öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi yerine, eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 05.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy