(765 S. K. m. 342, 347) (4457 S. K. m. 22)
Dava ve Karar: Gereği düşünüldü;
30.12.2004 tarihli iddianameyle sanık hakkında, yetkilisi olduğu şirketle katılan şirket arasında akdedilen sözleşme gereğince temin ve teslim edilmesi gereken Türk Akreditasyon Kurumunca düzenlenen akredite belge onay formunu sahte olarak tanzim ettiğinden bahisle özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış olup; sahtecilik suçlarında aldatıcılık özelliğinin tespitinin hakime ait olduğu, bu doğrultuda katılan vekili tarafından 9.12.2005 havale tarihli dilekçe ekinde sunulan akredite belge onay formunun aslının duruşmaya getirtilip, incelenerek özelliklerinin duruşma tutanağına yazılmaması ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulmaması keza suça konu akredite belge onay formunun Türk Akreditasyon Kurumu tarafından düzenlenen bir belge olması ve 4457 Sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 22 nci maddesinde kurumun para, evrak ve her çeşit mallarının devlet malı hükmünde olduğunun belirtilmesi karşısında resmi belge olduğunun kabulü gerektiği dolayısıyla sanığın eyleminin 765 Sayılı T.C.K.nun 342 nci maddesinde düzenlenen resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturacağı, bu suçta belgenin kullanılması zorunlu olmayıp düzenlendiği anda suçun oluşacağı, katılan şirketçe suça konu belgenin sahteliğinin, sanık tarafından taahhüt edilen teslim süresinin müteaddit defalar geciktirilmesi ve tesliminden sonra da belge numarasının farklılığından şüphelenilmesi üzerine yapılan araştırma neticesinde anlaşıldığı gözardı edilerek ve akredite belge onay formuna konu zertıfıkat certıfıcate rvvtuv başlığını taşıyan ISO 9001:2000 belgesinin gerçekliği ilgili birimlerden sorulup tespit edilmeden, gerçek ise sanığın akredite onay belge formunu temin etmesinin uzun zaman alacağı düşüncesiyle hareket etmiş olması halinde eylemin, 765 Sayılı T.C.K.nun 347 nci maddesinde düzenlenen gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suça konu belgenin ilk bakışta sahteliğinin anlaşıldığından bahisle ve suç vasfında da yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazlar bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 321 inci maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 15.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy