(5237 S. K. m. 157) (765 S. K. m. 503)
Dava ve Karar: 12.08.2001 tarihli başvuruya ait DGD ödemesinin 28.03.2002 tarihinde yapılması, 10.09.2002 tarihli başvuruya ait DGD ödemesinin ise 30.07.2003 tarihlerinde yapılması nedeniyle, suç tarihlerinin 28.03.2002 ve 30.07.2003 olduğundan gerekçeli karara yanlış yazılan suç tarihlerinin mahallinde düzeltilmesi olanaklı görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin, bir kişiyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiselerle hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisi veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Yalan belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olma, sergileniş açısından mağdurun denetleme olanağını ortadan kaldırılmalıdır. Desise ise maddi nitelikteki fiil ve hareketlerle mağduru hataya düşürmek için kullanılan aldatıcı vasıtalardır. Kullanılan hile ve desiseler ile mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu kandırıcı davranışlarla yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Somut olayda; sanığın 2001 yılında 180 dönüm ve 2002 yılında 45 dönüm tapusuz taşınmazda tarımsal faaliyette bulunduğunu beyan ederek doğrudan gelir desteği (DGD) ödemesinden yararlanmak üzere başvuruda bulunduğu; DGD ödemelerinin usul ve esaslarını düzenleyen 2001/15 sayılı Tebliğin 10.maddesi ile 2002/41 sayılı Tebliğin 14.maddesinde; Tespit Komisyonu, kadastro geçmemiş köylerde/mahallelerde DGD ödemesinden faydalanmak üzere... başvuran çiftçilerin fiilen tarımsal faaliyette bulundukları tarım arazilerini ... yerinde tespit eder, ...Kadastro Geçmemiş Birimler Tespit Formu ve Tespit Komisyonu Krokisinden oluşan ...keşif raporunu düzenler,... şeklindeki hükümleri karşısında; DGD başvurusunda tapusuz taşınmazların beyan edilmesi halinde, mahallinde denetim yapılmasının zorunlu olması ve bozmadan sonra dinlenen komisyon üyeleri tanık olarak alınan yeminli beyanlarında, sürenin azlığı ve işin yoğunluğu nedeniyle fiilen ölçüm yapmadan, taşınmazların miktarlarını çiftçinin beyanını esas alarak yazdıklarını belirtmeleri karşısında, sanığın idarenin denetleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte hileli her hangi bir davranışının bulunduğuna ilişkin her hangi bir iddia ve tespitin de bulunmaması nedeniyle dolandırıcılık suçunun yasal unsuru olan aldatma öğesinin gerçekleşmediği, idarenin tebliğ hükümlerini usulünce yerine getirmemiş olmasının, sanığın hileli hareketleri sonucu olmaması nedeniyle yasal unsurları oluşmayan atılı suçtan beraat verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyete hükmolunması,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUY.nın 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 14.09.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy