(765 S. K. m. 59, 64, 448, 457) (5237 S. K. m. 81, 86) (5271 S. K. m. 231, 234)
Dava ve Karar: A.K.nu kasten öldürmekten, K.Ç.i de yaralamaktan sanık İ.A., işbu suçlara katılmaktan sanık A.A. ayrıca izinsiz silah taşımaktan adlan geçen sanıkların yapılan yargılanmaları sonunda; Hükümlülüklerine ilişkin İstanbul Birinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25.12.2006 gün ve 123/387 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafii ile müdahil vekili taraflarından istenilmiş ve hüküm kısmen resen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde sanık İ.in kasten insan öldürme, kasten yaralama, sanık A.ın kasten yaralama ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarının niteliği tayin, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde kasten yaralama, 6136 sayılı Yasaya aykırılık ve sanık A.ın, kasten öldürme suçuna feri iştirakten kurulan hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafiinin verilen cezanın ağır olduğuna, müdahil vekilinin suç vasfına, takdire yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle;
1- Sanık İ. hakkındaki, kasten insan öldürmek suçundan 765 sayılı TCKya göre kurulan, 5237 sayılı TCKna göre açıkça lehe olduğu anlaşılan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,
2- Sanıkların mağduru kasten yaralama, sanık A.ın kasten insan öldürme suçuna feri iştirak ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olup, tanık M.in başkanı olduğu vakıf tarafından kiralanıp, işletmesi için tanık B.e verilen yerin, B. tarafından işletilmesi için sanıklara devredildiği, sanıkların çalışma şekillerinden ve gerekli ödemeleri yapmamasından duyduğu rahatsızlık nedeniyle, olaydan 8-10 gün önce sanıkları bu iş yerinden uzaklaştıran B.in, yeri işletmesi için maktulle anlaştığı, sanıkların, işletme hakkının el değiştirmesine kızarak, erken saatlerde beyaz renkli bir araba ile olay yerinin yakınına gelerek 10-15 dakika kadar çevreyi gözetledikleri, yanlarındaki tabancalarla çay bahçesi olarak kullanılan ve mevsim nedeniyle etrafı brandalarla çevrili yere girerek, içerde uyumakta olan mağdur K., maktul ve tanık M.yı, birlikte dövmeye başladıkları, sanıkların yakalandıktan sonra sakladıkları kömürlükte yerlerini gösterdikleri tabancalardan 7,65 mm çapında olanı sanık İ.in kullanarak 7 el ateş edip maktulü öldürdüğü, 9 mm olanı ise diğer sanık A.ın kullandığı ve bir el ateş ettiği, maktulün vücuduna iki tanesi öldürücü nitelik taşıyan 6 adet mermi çekirdeğinin isabet ettiği, otopside maktulden çıkartılan 3 mermi çekirdeğinin, İ. tarafından kullanılan 7,65 mm tabancadan atıldığının saptandığı, mağdur K.ın da kendisine ateş edilmesi üzerine mermi isabeti ile yaralandığı olayda;
1) Sanıkların, yanlarında taşıdıkları tabancalarla sabah erken saatlerde olay yerine gelerek, önce çevreyi gözetleyip sonra yattıkları brandalı yere girerek, uyku halindeki maktul ve mağduru birlikte dövmeleri, ardından ateş etmeleri şeklinde gelişen olayda eylem ve karar birliği içinde hareket ettikleri, olay yerinde bulunan kovan ve mermi çekirdekleri ile otopside maktulden elde edilen mermi çekirdeklerinin kriminal incelemesinde sanıkların iki ayrı silah kullanıldığının kesin olarak saptandığı anlaşılmakla, sanık A.ın 765 sayılı TCK.nun 64/1, 448, 59 maddesi ile tecziyesi gerekirken yazılı şekilde sanık İ.ın eylemine ferii iştirakten mahkumiyetine karar verilmesi,
2) Sanık A.ın sabıka kaydında yer alan ilamlar, infaz şerhli olarak mahkemesinden celp edilerek tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
3) Hükmün gerekçesinde mağdur K.ın, ateşli silah mermisi ile vurulduğunun kabul edilmesine karşın, hüküm fıkrasında 765 sayılı TCKnın 457/1. maddesinin uygulanmamasına karar verilmek suretiyle hükmün karıştırılması,
4) 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükümde; bozma ilamının (2) no.lu bendi de göz önüne alınarak, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi uyarınca değiştirilen 5271 sayılı CMKnın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında; ceza miktarının üst sınırının 2 yıla çıkartılması, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçlarla ilgili sınırlandırmanın da kaldırılması nedeniyle yerel mahkemece yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
5) Kabule göre de;
A) 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9. maddesine göre, 765 sayılı Türk Ceza Yasası ile 5237 sayılıTürk Ceza Yasasının olayla ilgili bütün hükümlerinin yargı denetimine olanak verecek biçimde uygulanması, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması, lehe olan hükmün belirlenmesi ve uygulamanın ona göre yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
B) 765 sayılı Yasanın 456. maddenin birinci fıkrası kapsamında kabul edilen kasten yaralama suçunun, 5237 sayılı TCKnın da karşılığı olan 86/1. maddesinin, 5560 sayılı Yasa ile değişik CMK 234. madde gereğince uzlaşmaya tabi olmasına rağmen uzlaşma hükümlerinin uygulanmaması Yasaya aykırı, müdahil vekilinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde görüldüğünden,
Sonuç: Hükmün, tebliğnamedeki düşünce hilafına BOZULMASINA, kasten yaralama suçlarında aleyhe temyiz olmadığından CMUK 326. maddenin göz önüne alınmasına oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy