(765 S. K. m. 59, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 80, 342, 504, 522) (5237 S. K. m. 7, 43, 158, 204) (5271 S. K. m. 271) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Resmi Belgede Sahtecilik ve Dolandırıcılık suçlarından sanık M. U.'un yapılan yargılaması sonunda, 765 s. TCK.nun 342/2, 80, 59 (1 kez) 342/1, 80, 59 (4 kez) , 342/1, 59 (1 kez) , 504/3, 522, 59 (5 kez) , 68, 71, 75/2, 77. maddeleri uyarınca içtimaen 25 yıl hapis cezasıyla mahkumiyetine dair İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14.05.2007 tarih ve 2004/60 Esas, 2007/169 Karar s. hükmün süresi içerisinde Yargıtayca tetkiki sanık ve müdafii tarafından istenilmiş ve sanık müdafiince duruşmalı inceleme isteğinde de bulunulmuş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının bozma isteyen 29.01.2008 günlü tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, sanık hakkında tayin edilen cezanın nev'i ve süresi miktarı itibariyle temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına oybirliğiyle karar verilmiş, sanık müdafii usulüne uygun tebligata rağmen duruşmaya gelmediği ve mazerette ileri sürmediğinden temyiz incelemesinin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra incelenip gereği görüşüldü:
Karar: Sanığın, A. T.'a ilişkin üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sahte kimlik ile kurduğu Taşpınarlar Petrol Ürünleri ve Endüstriyel Maddeler İth. İhr. Nak. Tic. Ltd. Şirket Müdürü sıfatıyla İzmir 21. Noterliğinde 13.01.2003 tarih 1526 yevmiye numaralı imza sirküleri düzenletip, sahte ikametgah belgesi, sahte Ticaret Odası sicil belgesi ve sahte vergi levhasını çek hesabı açtırmak için Halkbank, Denizbank, Pamukbank, Anadolu Finans, İş Bankasına vererek her bir bankadan ayrı ayrı çek karnesi almak suretiyle 765 S. TCK.nun 342/2, 80. (5237 S. TCK.nun 204/1-3, 43.) maddelerinde yer alan resmi evrakta sahtecilik suçunu işlediği ve sahte kimlikle keşide ettiği 123 adet çeki değişik mağdurlara verdiği, suça konu çeklerin bir kısmını asılları bulunamamış ise de bankalara ibraz edilip karşılıksız çıkan çeklerin asıllarının suretleri çıkartılıp önceki cirantalara verildiği ve bu kişilerinde yalnızca isimlerinin mevcut olup, adres bilgilerinin olmaması karşısında kim olduklarının tespitinin mümkün olmadığı, ancak çeklerin piyasada sürekli el değiştirmesi sebebiyle fiili iğfal kabiliyeti olduğunun ve bankalarca bildirilen çeklerin bütün unsurları bulunduğunun mahkemece belirlenmesi nedeniyle, mahkemenin topladığı delilleri karar gününde yürürlükte olan 5271 S. CMK.nun 217. maddesine uygun olarak duruşmada edindiği kanaate göre değerlendirerek resmi belgede sahtecilik suçlarının sübutunu kabulünde bir isabetsizlik görülmediği ve sonuca etkili bulunmadığından tebliğnamedeki incelemenin eksik yapıldığına ait bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, sanığın, çek hesabı açtırdığı 5 ayrı bankadan aldığı çek karnelerinden, farklı tarihlerde ayrı mağdurlara çek keşide etmesi eylemlerinin aynı karar altında işlendiğinin kabulü olanaksız olup yenilenen kasıtla işlenmesi sebebiyle her bir mağdura değişik zamanlarda keşide edilen çeklerin birbirinden bağımsız ve mağdur sayısınca resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğu, ayrıca bankanın maddi varlığı olan sahte çekleri kullanmak suretiyle işlenen dolandırıcılık eylemlerinde mağdurlar, çek hamilleri olduğundan bankaların dolandırıcılık suçundan doğrudan zarar görmediği 765 S. TCK. nunun 504/3. (5237 S. TCK. nunun 158/1-f) maddesindeki suçun da mağdur sayısınca gerçekleştiği gözetilmeden banka sayısı kadar sahtecilik ve dolandırıcılık suçları oluştuğundan bahisle yazılı biçimde eksik ceza tayini karşı temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun biçimde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, 5237 S. TCK. nunun 7. ve 5252 S. Yasanın 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 S. Kanun hükümlerinin birbiriyle karşılaştırılması suretiyle hüküm kurulmuş, verilen hükümlerde eleştiriler dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin temyiz dilekçesindeki suçların sabit olmadığına, delil bulunmadığına, soruşturmanın eksik yapıldığına, suçların unsurlarının oluşmadığına, fazla ceza verildiğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak:
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 122-153 s. kararında açıklandığı üzere; lehe Kanun belirlenmesinde 765 S. Kanun kapsamındaki içtimalı cezaların değil, her suç yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, her biri için tayin edilen ceza dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucu lehe Kanunun saptanacağı ve 5237 S. Kanun hükümlerinin lehe olması halinde de içtima kararının 765 S. TCK. nunun 68-77. maddelerindeki ilkelere göre verilmesi gerektiği gözetilmeden, lehe kanunun belirlenmesi için yapılan somut karşılaştırma sırasında sanığın her bir eylemiyle ilgili olarak 5237 S. TCK uyarınca takdir ve tayin edilen sonuç cezalar lehe olduğu durumda bu cezaların ayrı ayrı infaz edileceğinden bahisle daha fazla cezayı içeren 765 S. TCK.nun uygulanması,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.10.2002 tarih ve 179/354 s. kararında açıklandığı üzere; her bir suç bakımından hükmedilen ceza, içtima sonucu belirlenen toplam cezadan ayrı olarak bağımsız varlığını koruduğundan, bu niteliği gereği kazanılmış hakka konu olur. Hükümlerde yer alan infaza ait hususlar ve kararlar ise kazanılmış hakka konu olamazlar. Cezaların toplanması, çevrilmesi ve sınırlandırılmasına ait kuralları içeren 765 S. TCK.nun 68 ile 77. maddelerinde yazılı hükümler toplama sisteminin özelliği gereği esas itibariyle infazda kolaylık sağlamak ve bir kısım kuralları itibariyle de sanıkları yerine getiremeyecekleri kadar uzun süreli bir infazdan korumak amacıyla sanık lehine getirilmiş düzenlemelerdir. Cezaların içtimalarına ait bu kurallar infaza yönelik olduğundan bunların uygulanması suretiyle, belirlenen toplam ceza kazanılmış hakka konu olamaz. Bu itibarla sanığa suçları sebebiyle verilen ve temeli ağır hapis olan cezalarının 765 S. TCK.nun 77/1. maddesi uyarınca toplanması sonucu 36 yıl hapis cezası yerine 25 yıl hapis olarak eksik ceza tayini,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerden dolayı 5320 S. Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 S. CMUK.nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy