(5237 S. K. m. 142, 158) (765 S. K. m. 493)
Yapılan duruşmaya, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1- Dolandırıcılık suçu, sanığın, mağduru kandırabilecek hileli davranışlarla aldatıp, onu, kendi veya başkasının malvarlığı aleyhine bir işlemde bulunmaya yöneltmesi ve bu işlem sonucunda sanığın kendisine veya başkasına yarar sağlamasıyla oluşur.
Dolandırıcılık suçunda failin hileli hareketleri sonucu sakatlanmış irade neticesinde kişiye ait malvarlığının mülkiyetinin devri, buna karşılık hırsızlık suçunda ise; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Hırsızlık suçunun nitelikli halinin düzenlendiği ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493. maddesinin 4. bendinin 5237 sayılı TCK'nundaki karşılığı olan 142/2-f bendinin uygulanabilmesi için de; memur olmayan bir kimsenin resmi sıfat takınarak ve bu hareketin yarattığı nedensel güçten yararlanarak hırsızlık suçunu işlemesinin zorunlu olduğu, kullanılan bu hileli aracın yani resmi sıfat takınmanın, mağdurun eşyalarını gözaltında tutmak ve benzeri davranışlarını zayıflatması ve sanığın da bundan yararlanmasının söz konusu olması gerekir. Fail kamu görevlisi sıfatını takınmak suretiyle bu sıfatın verdiği kolaylıktan yararlanmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda; kendisini polis olarak tanıtıp, kimlik göstererek şikayetçide polis olduğuna ilişkin güven uyandıran sanığın, telefon faturasını öderken R.A. isimli şahsa verdiğin para sahte çıktı, sen piyasaya sahte para dağıtıyormuşsun emniyete gideceğiz dedikten sonra cep telefonuyla sanki amiri ile görüşüyormuş ve ondan talimatlar alıyormuş gibi davranıp seni Devlet hastanesine götürüp parmak izlerine bakacağız, cebinde bulunan tüm paraları ver diyerek götürdüğü bir hastanede şikayetçinin cebinden çıkarttığı 460. TL parayı alıp, sen burada bekle biz araştıracağız, dedikten sonra yerinden ayrılması şeklindeki eyleminde, şikayetçiyi polis olduğuna inandıran sanığın, onun üzerindeki paraları araştırma yapacağız diyerek alması nedeniyle suça konu paraların incelenip iade edilmek üzere mülkiyeti devredilmeden teslim edildiği cihetle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının gerçekleşmediği, bu nedenle sanığın eyleminin resmi sıfat takınarak hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine hükmolunması,
2- Sanığın tekerrüre esas alınan Mersin 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02.10.2006 gün ve 2006/30-841 sayılı ilamındaki suçun 01.06.2005 tarihinden sonra işlenmiş hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilme 1521. TL adli para cezası olduğu ve ayrıntısı Ceza Genel Kurulu'nun 23.09.2008 gün ve 2008/8-188-208 sayılı kararında belirtildiği üzere; 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 305/1. maddesi uyarınca kesin nitelikte olup temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve anılan yasanın 305/son maddesi uyarınca tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 58. maddesi uyarınca mükerrerlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321'inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.09.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy