(5237 S. K. m. 141) (YCGK. 30.09.1991 T. 1991/6-223 E. 1991/240 K.)
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin sübut için yeterli delil bulunmadığına ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Dolandırıcılık suçu, sanığın mağduru kandırabilecek hileli davranışlarla aldatıp, onu kendi veya başkasının mal varlığı aleyhine bir işlemde bulunmaya yöneltmesi ve bu işlem sonucunda sanığın kendine veya başkasına yarar sağlamasıyla oluşur. Dolandırıcılık suçunda failin hileli hareketleri sonucu sakatlanmış irade neticesinde kişiye ait malvarlığının mülkiyetinin devri, buna karşılık hırsızlık suçunda ise; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur. Bu açıklamalar ışığında somut olayda; sanığın kimliği tespit edilemeyen bir kişiyle birlikte önceden hazırladıkları plan çerçevesinde, olay günü tesadüfen para bulmuş gibi davranan ve kimliği belirlenemeyen suç ortağının, bulduğu parayı mağdurla paylaşmayı teklif edip, birlikte yürümeye devam ettikleri sırada heyecanla olay yerine gelerek, kimliği belirlenemeyen suç ortağı ile mağdura yolda para bulup bulmadıklarını sorması, plan dahilinde kimliği belirlenemeyen suç ortağının para bulmadıklarını belirtip, mağdurun da bunu desteklemesi akabinde kimliği belirsiz suç ortağının istersen cüzdanıma bak diyerek cüzdanını göstermesi, sanığın mağdurun cüzdanına da bakmak istemesi üzerine, mağdurun kendi rızasıyla içerisinde 720TL para bulunan cüzdanını sanığa vermesi, sanığın cüzdana baktıktan sonra cüzdanı kimliği belirlenemeyen suç ortağının alıp, parayı cebine koyması, sanığın olay yerinden uzaklaşmasından sonra, mağdurun parayı almak istemesi üzerine, kimliği belirlenemeyen suç ortağının, sen yaşlısın ben gencim benden şüphelenir diyerek bir telaş ortamı meydana getirip, bu şahıs biraz sonra bir daha gelir, bizi bulur, seninle kahvede buluşuruz diyerek parayı cüzdana koyarmış gibi yapıp olay yerinden ayrılması ardından, mağdurun cüzdanına baktığında en üstte bir dolar olacak şekilde diğer paraların kağıt parçası olduğunu fark etmesi şeklinde gerçekleşen eylemde, cüzdanın, kontrol maksadıyla kimliği belirlenemeyen kişiyle fikir ve eylem birliği içinde olan sanığa geçici olarak verilmesi, mülkiyet devrinin olmaması nedenleriyle dolandırıcılık suçunun yasal unsuru olan teslim koşulunun gerçekleşmediği, bu nedenle sanığın eyleminin ayrıntıları CGKnun 30.09.1991 tarih ve 223/240 sayılı kararında açıklandığı üzere; paranın mağdurun üzerinde değil, suç ortağına teslim edilmiş cüzdandan alınması sebebiyle özel becerinin, elde veya üstte taşınan eşyaya yönelik olması koşulu gerçekleşmediğinden 5237 sayılı TCKnun 141/1 madde ve fıkrasında tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden sanık hakkında dolandırıcılık suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.10.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy