TEBLİĞNAME : 1-B/2010/54536
MAHKEMESİ :Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİH VE NO :26/10/2009-2009/1015
SUÇ: kasten yaralama sonucu ölüme sebebiyet
Y A R G I T A Y İ L A M I
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Sanık S.. K..’nın kasten yaralama sonucu ölüme sebebiyet vermek suçundan 5237 sayılı TCK.nun 85/1, 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis; sanık H. E.’in, kasten yaralama sonucu ölüme sebebiyet vermek ve kasten yaralama suçlarından 5237 sayılı TCK.nun 85/1, 86/2, 86/1, 87/3, 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis, 2000 YTL. adli para cezası, 1 yıl 15 gün hapis; sanık Nurdan Erdem’in, taksirle yaralama sonucu ölüme sebebiyet vermek ve kasten yaralama suçlarından 5237 sayılı TCK.nun 85/1, 86/2, 31/3, 62/1, 52/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve 1320 YTL. adli para cezaları ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı CMK.nun 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, anılan kanunun 231/8 maddesi gereğince sanıkların 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına dair Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/10/2009 tarihli ve 2009/82-271 sayılı kararına yapılan itirazın Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/10/2009 tarihli ve 2009/1015 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar vermiş olduğundan;
Sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, 5271 sayılı Kanunun 231/6. maddesinde sınırlı olarak sayılan suça ve sanığa ilişkin koşulların birlikte bulunması gerektiği, sanıklara isnad edilen suçların maddi ve ekonomik kayba yol açan suçlardan olduğu ve zararın bir kısmının belirlenebilir bulunduğu dolayısıyla, sanıkların zararı tazmin ettiklerine ilişkin dosyaya yansıyan bir belgenin ve delilin bulunmadığı cihetle, sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığından bahisle, Yüksek Adalet Bakanlığının 02/03/2010 ve 12477 sayılı istemlerine dayanılarak anılan kararın, 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/03/2010 gün ve 54536 sayılı tebliğnamesine Bağlı dava dosyası, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 23/06/2010 gün ve 2010/7577 sayılı görevsizlik kararı ile birlikte Dairemize gönderilmekle okundu; gereği konuşulup düşünüldü.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
1- KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:
Uyuşmazlık, Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/10/2009 tarih ve 2009/82-271 esas-karar sayılı ilamı ile; sanık S.. K..’nın, kasten yaralama sonucu ölüme sebebiyet vermek suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85/1, 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis; sanık H. E.’in, kasten yaralama sonucu ölüme sebebiyet vermek ve kasten yaralama suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 85/1, 86/2, 52/2, 86/1, 87/3, 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis, 2.000 Yeni Türk Lirası adli para cezası, 1 yıl 15 gün hapis; sanık N. E.in, taksirle yaralama sonucu ölüme sebebiyet vermek ve kasten yaralama suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 85/1, 86/2, 31/3, 62/1, 52/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve 1.320 Yeni Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı CMK.nun 231/5. maddesi gereğince “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara yönelik itirazın reddine ilişkin Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/10/2009 tarih ve 2009/1015 değişik iş sayılı kararının; 5271 sayılı CMK.nun 231/6-c maddesine uygun olup olmadığının saptanmasına ilişkindir.
2- HUKUKSAL DEĞERLENDİRME;
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak da isimlendirilen yasa yararına bozma yasa yolunun koşulları ve sonuçları 5275 sayılı CMK.nun 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Yasanın 309. maddesinde Adalet Bakanlığı’na, 310. maddesinde ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına tanınan bu yetki, hakim veya mahkemelerce verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılığı gidermeyi amaçlayan olağanüstü bir yasa yoludur.
Bu biçimde kesinleşmiş bir karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir.
Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay Ceza Dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir.
5728 sayılı Yasanın 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK.nun 231/5-6 madde ve fıkraları uyarınca; sanığa yükletilen suçtan dolayı verilen ceza 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleriyle, duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,Gerekmektedir.
5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinin 6. fıkrasının “c” bendindeki zarar gideriminin yalnızca zarar suçları bakımından uygulama yeteneği bulunduğu biçimindeki düşüncenin uygulamada yer bulmadığı açıktır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/02/2009 günlü ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararı ile; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından birisi de suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesidir. Burada uğranılan zararlardan kastedilen maddi zararlar olup, manevi zararlar bu kapsamda değerlendirilmemektedir.
Maddi zararın bizzat sanık tarafından yerine getirilmesi gerekmeyip, sanık adına onun bilgisi veya rızası dahilinde 3. kişiler tarafından da tazmin aynen iade veya eski hale getirme suretiyle giderilmesi de olanaklıdır.
Ancak, herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşul aranmayacaktır. Örneğin, 6136 sayılı Kanunun 13. maddesine aykırılık suçunda herhangi bir zarar bulunmadığından zararın giderimi koşulu aranmayacaktır.
Zararın belirlenmesinde hakim, ceza yargılanmasında şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini de göz önünde bulundurmak koşuluyla, kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hakimi gibi gerçek zararı tam anlamıyla saptamaya çalışmamalıdır. Zira 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararın saptanarak kalan kısmında hükmedilmesini istemi yönünden bir engel oluşturmamaktadır” biçimindeki yol gösterici içtihadı somut olaya da ışık tutmaktadır.
Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi; “sanıkların verilen ceza miktarları itibariyle, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunmaları, sanıkların kişilik özellikleri, duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyecekleri hususunda kanaate varılması" nedeniyle CMK.nun 231/5 maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiş bulunmaktadır.
Katılan A.Ü. ve H. H.’ın vekili 07/10/2009 tarihli aynı yer 1. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde ve yasal süresi içinde, “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin kararın CMK.nun 231/6-c maddesi uyarınca itirazen kaldırılmasını talep etmiştir. İtirazı inceleyen mahkeme konunun içeriğini incelemeden yüzeysel, soyut ve gerekçesiz biçiminde itirazın reddine karar vermiştir.
Kasten yaralama, taksir suretiyle ölüme neden olmak suçlarında da kişilerin maddi zarara uğramaları mümkündür. Örneğin; tedavi, sağlık giderleri vb. gibi zararların doğmasının bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamı itibariyle somut olay değerlendirildiğinde; katılanların maruz kaldıkları suç ve sanıklardan sadır olan haksız fiilerden maddi zararlarının doğması muhtemel bulunduğundan, 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinin 6. fıkrasının “c” bendi hükmü göz ardı edilerek, anılan kanunun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik kararın yasaya aykırı oluşu nedeniyle itirazın reddine ilişkin mercii kararının CMK.nun 309. maddesi uyarınca bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- SONUÇ VE KARAR;
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığın istemi yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
2- Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/10/2009 tarihli ve 2009/1015 değişik iş sayılı yasaya aykırı kararının, 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca (BOZULMASINA),
3- Diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy