TEBLİĞNAME : 1-B/2010/230147
MAHKEMESİ :(ALAŞEHİR) Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NO :15/04/2009 - 87/113
SUÇ :Adam öldürme
Adam öldürmek suçundan sanıklar olarak (Uşak) Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılanmaları sonunda, beraatlerine karar verilen Y. K., S. Ş., R. Ö. tutuklu kaldıkları günler için 466 sayılı yasa uyarınca vaki tazminat istekleri üzerine (ALAŞEHİR) Ağır Ceza Mahkemesince yapılan incelemede; dosyada miktarı yazılı maddi-manevi tazminat ile vekalet ücretinin davalı hazineden alınarak adı geçen davacılara ödenmesine dair ittihaz olunan 15/04/2009 gün ve 87/113 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı hazine vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1)Dosya kapsamına göre; davacılara, tazminata konu kamu davalarıyla ilgili verilen kesinleşmiş beraat kararlarının tebliğ edilmediği anlaşıldığından, tazminat davalarının CMK.nun 142/1 maddesinde belirtilen süreler içinde açıldığı kabul edilmiştir.
2-a)Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13/03/2007 gün ve 2-63 sayılı kararında açıklandığı üzere; haksız tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı hazine lehine vekalet ücretine hükmolunacağından, davanın kısmen kabulü halinde davalı hazine lehine vekalet ücretine hükmolunamayacağının gözetilmemesi,
b)Dava dilekçesinde talep edilen faizin, tazminat davasına konu olan ceza davasının kesinleşme tarihinden itibaren yürütülmesi talep edildiği halde, HUMK.nun 74. mddesinde düzenlenen "taleple bağlılık" kuralı uyarınca bu tarihten itibaren yasal faizin yürütülmesine hükmedilmesi yerine, yazılı biçimde dava tarihinden itibaren yasal faizin yürütülmesine hükmedilmesi,
Temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
3)Toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaatine, takdirine ve dosya münderecatına göre davacıların tutuklu kaldıkları günler için lehlerine yazılı miktarlarda maddi ve manevi tazminatlara hükmolunmasında eleştiri ve bozma nedenleri dışında kanuna aykırı bir husus bulunmadığından, davalı hazine vekilinin dilekçesinde yazılı sair itirazlarının reddine,
Ancak;
a)Davacıların belli bir meslek sahibi olduklarına dair belge ibraz edemedikleri, dosyada sadece davacı Yaşar'ın sigortalı olarak çalıştığına dair belge fotokopisinin bulunduğu anlaşılmakla, davacı Yaşar'ın tutuklu kaldığı süreler içinde gelir durumunun araştırılması, ücretli olarak çalıştığının tespiti halinde buna ilişkin belgelerin dosyaya getirtilmesinden sonra tazminat hesabı yapılması, ücretli olarak çalışmadığının tespiti halinde ise, diğer davacılar Recep ve Süleyman için de uygulama yapılmak üzere, tutuklama tarihlerinde sanayi kesiminde uygulanan asgari ücretin ne miktar olduğunun Bölge Çalışma Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi, davacıların resmi bayram ve tatil günleri çalışıp çalışmadıklarının araştırılmasından sonra, brüt asgari ücretten yasal kesinti ile vergilerin düşülmesi suretiyle denetime elverişli olacak şekilde işin ehli mali müşavir bilirkişiden rapor aldırılması ve sonucuna göre maddi tazminatlara hükmedilmesi yerine, yalnızca kolluğun davacılarla ilgili yaptığı mali sosyal durum araştırmasında belirlenen ücretlerle yetinilerek hazırlanan bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde maddi tazminatlara hükmedilmesi,
b)Hükmedilecek manevi tazminatın tayininde objektif bir ölçü bulunmamakla birlikte, davacıların sosyal ve ekonomik durumları, üzerlerine atılı suçların niteliği, tutuklanmalarına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldıkları süre ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde, hak ve nesafet kuralları gözetilerek, makul bir miktarda manevi tazminatlara hükmedilmesi gerekirken, bu ölçülere uymayacak şekilde fazla miktarlarda tayin edilmesi,
c)Davacılar tek bir vekille temsil edildikleri halde, bir kez vekalet ücretine hükmedilmesi yerine, davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, davalı hazine vekilinin temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden, hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 24/11/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy