(2709 S. K. m. 40) (765 S. K. m. 59, 343) (5271 S. K. m. 20, 21, 34, 232, 260, 309) (YCGK. 07.11.2006 T. 2006/6-213 E. 2006/229 K.)
Dava: Başkalarına ilişkin kimlik bilgilerini kullanma, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan sanık C. B.ın 765 s. TCKnın 343 ve 59. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına dair İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.03.2007 tarih ve 2006/518 esas, 2007/114 s. kararının 5271 s. CMKnın 309. maddesi uyarınca yasa yararına bozulması, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 05.06.2007 tarih ve 29440 s.yasa yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.08.2007 tarih ve KYB.2007136643 s. ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmiş ve Dairemizin 13.12.2007 tarih ve 2007/6911 Esas, 2007/9234 s. kararı ile İstanbul 1. Sulh Ceza mahkemesinin anılan kararı kesinleşmediğinden, aynı Kanunun 309. maddesi uyarınca yasa yararına bozma isteminin reddine ve mahkeme kararının sanığa usulüne uygun olarak tebliği için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir.
Dosya, eksikliğin ikmali ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 03.06.2008 tarih ve 2008/31021 s.yasa yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.06.2008 tarih ve KYB.2008126731 s. ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmiş ve Dairemizin 05.06.2009 tarih ve 2008/11857 esas, 2009/6990 s. kararı ile yokluğunda verilen hüküm sanığın ikametgah adresinde babası imzasına tebliğ edilmiş ise de; savunması alındığı tarihte başka suçtan hükümlü bulunan sanığın tebligat gününde de hükümlü olup olmadığı, hükümlü ise kesinleştirilip infaza verildiği anlaşılan bu hükmün infazına başlanıp başlanılmadığı ve 5275 s.Kanunun 20-21. maddeleri uyarınca müddetname ve kararın hükümlüye tebliğ edilip edilmediğinin tespitinden sonra iadesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiş, İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.11.2009 tarih ve 2006/518 s. yazısı ile ikmal edildiği anlaşılan evrak, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 25.12.2009 tarih ve 73969 yazısı ekinde gönderildiği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.01.2010 havale günlü derkenar yazısı ile Dairemize sunulmuştur.
Dairemizce 26.02.2010 tarih ve 2010/53 Esas, 2010/1978 Karar s. kararı ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 05.06.2007 tarih ve 29440 s. ve 03.06.2008 tarih ve 2008/31021 yasa yararına bozma istemlerinin dosya içinde mevcut olmadığı, dosyanın bu haliyle CMKnun 309. maddesi uyarınca yasa yararına bozma istemini incelemeye elverişli bulunmadığı anlaşılmakla, anılan eksikliklerin giderilip, dosyanın yasa yararına bozma istemine esas olmak üzere tetkiki yapılmak amacıyla iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir.
Dosya, eksiklik ikmal edilmekle Adalet Bakanlığının 01.05.2010 tarih ve 2008/4998-27969 s. yazısı ekinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.05.2010 havale günlü derkenar yazısı ile Dairemize sunulmakla; gereği görüşüldü:
5271 S. CMKnın 309. maddesinde düzenlenen yasa yararına bozma kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın yasa yararına tetkiki olanaksızdır.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarih ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 karar s. içtihadında da açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Temel hak ve hürriyetlerin korunması başlığı altındaki 40. maddesinin (03.10.2001 günlü 4709 s.Yasanın 16. maddesi ile eklenen) ikinci fıkrası: Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi yasa yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır biçimindedir. Bu hükümle bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmış, son derece dağınık mevzuat karşısında yasa yolu, mercii ve sürelerinin belirtilmesi, hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline getirilmiştir.
Bu hükme koşut olarak 5271 s. CMKnın 34. maddesinin 2. fıkrasında, Kararlarda, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir biçimindeki düzenleme yer almış olup, aynı Kanunun 232. maddesinin 6. fıkrasında ise, Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan yasa maddelerinin, verilen ceza miktarının, yasa yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmesi gerekir hükümleri öngörülmüştür.
5271 s. CMKnın 260. maddesinde, yasa yollarına başvurmaya hakkı bulunanlar sayılmıştır. Aynı Kanunun 40. maddesinin birinci fıkrasına göre, Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir, ikinci fıkrasına göre de Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır hükümü yer almıştır. Bu düzenleme ile yasa yoluna başvurmaya hakkı olanların, yasa yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılgılarının başvuranın haklarını ortadan kaldırmasının, haksızlığa uğramasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Hüküm uyarınca, ilgililerin, kendi bilgisizliği veya dalgınlığından kaynaklanan hataları sebebiyle kanun yolu veya merciinde yanılgıya düşmeleri halinde başvuru hakları ortadan kalkmayacağı gibi, karar veya hükümde kanun yolunun veya merciin yanlış olarak gösterilmesi sebebiyle de başvuru haklarının ortadan kalkmayacağı tabidir.
Dosyanın incelenmesinde; sanığın yokluğunda verilen 13.03.2007 tarih ve 2006/518 esas, 2007/114 karara karşı başvurulacak kanun yolu ve süresi belirtilmesine karşın, kanun yoluna başvuru yöntemi, mercii ile sürenin başlangıcının ne biçimde olacağının hüküm fıkrasında gösterilmemesi sebebiyle 5271 s. CMKnın 232. maddesine aykırı şekilde hüküm kurulduğu ve sanığın henüz bu karara karşı başvuru hakkının ortadan kalkmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.03.2007 tarih ve 2006/518 esas, 2007/114 s. kararı henüz kesinleşmediğinden, 5271 s. CMKnun 309. maddesi uyarınca yasa yararına bozma isteminin REDDİNE, sanığa anılan karara karşı kanun yoluna başvurunun ne olduğu, mercii, yöntemi, süresi ve bu sürenin başlangıcının ne biçimde olacağını içerir gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde tebliğ işleminin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 09.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy