(5271 S. K. m. 34, 42, 232) (765 S. K. m. 347) (5237 S. K. m. 211)
Dava: Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.11.2006 gün ve 6/213 sayılı kararında açıklandığı gibi, 5271 sayılı CMK. nun 34/2 ve 232/6.maddelerinde belirtilen şekilde hüküm fıkrasında kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığı, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği, yerel mahkeme kararında ise, başvurabilecek kanun yolu ile başvuru süresinin başlama tarihi şüpheye yol açmayacak surette açık biçimde gösterilmediği gibi sanık müdafiinin de yasal temyiz süresi içerisinde geçirdiği trafik kazası nedeniyle raporlu olduğu 27.11.2008 gün ve 31888 sayılı doktor raporundan anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK. nun 42/1. maddesi uyarınca eski hale getirme talebi hakkında ancak esas talebi değerlendirecek olan mercii tarafından karar verileceğinden hukuken geçersiz ve yok hükmünde olan 28.11.2008 tarihli ek karar kaldırılıp, sanık müdafiinin eski hale getirme ve temyiz talebi süresinde kabul edilerek, temyiz itirazlarının incelenmesinde.
Yapılan duruşmaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak:
1- Sanık aşamalardaki beyanlarında, ... Dershane İşletmeciliği Ltd. Şti. nin %50 hisseli ortağı ve müdürü olduğunu, şirketi fiilen kendisinin çalıştırıp borç ve alacaklarını takip ettiğini, suça konu bonoyu da şirkete alınan mobilya nedeniyle şirket adına düzenlenen 05.11.2001 tarih ve 35268 nolu fatura karşılığında şirketin borcu için kendisinin yetkili olduğunu düşünerek imzalayıp verdiğini savunması, şikayetçi vekilinin de 20.05.2004 havale tarihli vazgeçme dilekçesinde sanığın bonoyu şirket ortağı olduğu ve şirketin sanığa borçlu olması nedeniyle düzenlediğini beyan etmesi karşısında; sanığın şirket adına düzenlenen faturadaki mobilyaları şirket adına alıp bu şirkete nakliyesi ve şirkete girişi olup olmadıkları ile sanık ve katılan arasında başka bir ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı ve şirketin sanığa olan borcunun neden kaynaklandığı da araştırılarak eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK. nun 347 (5237 sayılı TCK. nın 211) maddesi kapsamında gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Sanığın adli sicil kaydındaki Kayseri 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 13.03.1991 gün 10-136 esas ve karar sayılı ilamındaki eyleminin taksirli suç. Kayseri 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 22.12.1995 gün 213-1392 esas ve karar sayılı ilamındaki eyleminin kabahat nevinde olup ayrıca silinme koşullarının da oluşması. Kayseri 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2001 gün, 1254-1178 esas ve karar sayılı ilamının kesinleşme tarihinin ise suç tarihinden sonra olması, şikayetçi vekilinin de 20.05.2004 havale tarihli vazgeçme dilekçesinde şirket zararının bulunmadığını beyan etmesine rağmen sanığın sabıkalı olduğunu ve zararı karşıladığına dair delil bulunmadığı gerekçe gösterilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321.maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 13.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy