MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
I- Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz tirazlarının incelemesinde,
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/06/2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK'nun 43/1. maddesinde düzenlenen, “değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, bir kişiye karşı aynı suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut olayda, belgelerin sanıktan aynı anda ele geçirildiği, farklı tarihlerde düzenlendiğine dair de delil bulunmadığı cihetle; zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, sanığın eyleminin kül halinde 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesinde düzenlenen tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, ancak birden çok sahte belgenin kullanılması olgusunun aynı Kanunun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında dikkate alınması gerektiği gözetilmeden, resmi belgede sahtecilik suçunun zincirleme olarak işlendiğinin kabulü ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
b- 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
II- Dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde, sanığın,... ile . arasındaki satışa aracı olduğunu beyan etmesi,... ve ...'ın da mahkemede bu yönde beyanda bulunmuş olması karşısında, sanık...'ın,...'a bizzat araç satmadığı, üçüncü bir şahsın satışına aracı olduğu anlaşılan olayda, sanığın, ...'un kendisine evrakların sahte olduğunu bilerek aracı aldığını beyan ettiğine dair savunması,...'un aracı satın aldıktan sonra 10 ay süre ile tescili için herhangi birşey yapmaması ve araç için yalnızca 3000 TL verdiğinin anlaşılması, bunun ise satış tarihi itibari ile
değerinin çok altında olması, sahte trafik tescil belgesinde yazılı şasi numarası ile aracın üzerinde bulunan şasi numaralarının farklı olması karşısında, ...'un plaka ve ruhsatının sahte olduğunu bildiği halde araç aldığı anlaşılmakla sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı ve beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca kısmen isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 06/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy