(5237 S. K. m. 25, 81)
Dava ve Sonuç: Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık E.in, kasten öldürme eyleminin sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde yapılan soruşturmada sanığın eylemini meşru savunma şartları altında gerçekleştirdiği anlaşılmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, katılanlar vekilinin eksik incelemeye, sanığın cezalandırılması gerektiğine, vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, 24.11.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
EDİRNE
2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ
DOSYA NO: 2012/50
KARAR NO: 2012/102
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
16.02.2012 tarihli iddianame ile maktul ve sanığın tarla yüzünden aralarında önceye dayalı husumet bulunduğu, maktul ve kardeşi İ.in bu tarla yakınından traktörle geçtikleri sırada sanık oğlu Y. ve işçisi Y.in anlaşmazlık olan tarlayı sürdüklerini görünce maktulün köye gidip evinden av tüfeğini alıp döndüğü, kendisine doğru maktulün geldiğini gören sanığın traktörden inip traktördeki av tüfeğini aldığı, maktulün 25-30 metre kala sanığı hedef alıp bir el ateş ettiği, sanığın elinden yaralandığı, saçmaların traktör camını kırdığı, şüphelinin sonrasında önce havaya bir el ateş ettiği, maktulün bu ateş üzerine ikinci kez sanığa ateş ettiği, bunun üzerine sanığın maktulü hedef alarak bir el ateş ettiği ve maktulün olay yerinde öldüğü, tanık beyanlarına göre olayın bu şekilde gerçekleştiği, bulunan 4 adet boş kovanın maktul ve sanığa ait tüfeklerden atıldığının tespit edildiği, her ikisinin el swaplarında da barut izine rastlandığı, maktulün av tüfeği saçma yaralanmasına bağlı gelişen kalp tamponadı sonucu öldüğünün belirlendiği, sanığın kendisine yönelen haksız tahrik altında adam öldürmek suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açılmıştır.
C. savcısı esas hakkındaki mütalaasında; iddianame anlatımına göre sanığın olayda meşru savunma koşullarının oluştuğu kabul edilerek TCK 25. Maddenin uygulanması mütalaasında bulunmuştur.
Sanık E. E. C. Savcılığında; Maktulün dedesi yanında birçok mirasçısı olan tarla yüzünden 8-9 yıldır aralarında husumet olduğunu, müdahale yüzünden Havsa mahkemelerinde birçok davanın görüldüğünü, 14.11.2011 tarihinde oğlu Y.un müdahale nedeni ile şikayetinin olduğunu, olay tarihinde oğlu, kendisi ve yevmiyeli çalışan Yücelle birlikte 3 traktörle öğlen sıralarında tarlayı sürerken işçi Yücelin maktul ve kardeşinin karayolundan traktörle geçtiğini söylediğini, şahıslara baktığını fakat onların yanlarına gelmeyip köy yoluna geri döndüklerini, Yin eşi A.nin onu arayıp maktul ve kardeşinin sinirli şekilde köye gelip maktulün elinde av tüfeği ile köyden koşup ayrıldıklarını söylediğini, cep telefonundan jandarmayı arayıp mevkiyi bildirdiğini, maktul ve kardeşinin bağırıp çağırarak gelmeye başladıklarını, gelmemeleri konusunda bağırıp traktördeki tüfeğini alıp aşağıya indiğini, maktulün tüfeği nişan alıp kendisine ateşlediğini, bu sırada traktörün camlarının kırıldığını, elinden yaralandığını, can havli ile kendisinin de havaya bir el ateş ettiğini, maktulün yeniden kendisine bir el daha ateş ettiğini, bunun üzerine maktulün ayak bölgesine nişan alıp ateş etmesine rağmen maktulün tarla sınırına siper almak istediği esnada saçmaların kafasına ve göğüs bölgesine isabet ettiğini, bu olaydan sonra oğlunun ve kendisinin gidip maktule yardım etmek istediklerini, maktulün kardeşi İsmailin kendilerini yaklaştırmadığını, yine cep telefonundan 112 acil servisi arayıp ambulans isteyip jandarmaya arayıp durumu bildirdiğini, olay yerine sağlık ve jandarma ekiplerinin geldiğini, olaydan pişmanlık duyduğunu, kastının yaralama olduğunu, aynı zamanda ilk ateş eden maktul olduğu için kendini savunduğunu ifade etmiştir. Sulh ceza mahkemesinde; benzer beyanda bulunan sanığın mahkememizdeki savunmasının da bu kapsamda olduğu, maktulün elinde tüfek kardeşi İ.in elinde ise sopa olduğu halde geldikleri sırada kendisinin jandarmayı arama halinde olduğunu, onlara yaklaşmayın diye bağırdığını, onların ise burayı terk edin diye söylediğini, onlarda tüfek gördüğü için traktörden tüfeğini aldığını, maktulün kendisine direk ateş ettiğini, bu esnada traktörün sağ ön tarafında olduğunu, traktörün camı kırılıp elinden yaralandığını, yaralanıp telaş içinde bir el havaya ateş ettiğini, yeniden maktulün kendisine ateş etmesi sonrasında maktulün tüfeği tekrar kırıp doldurma hamlesi yaptığını, hareketlerine devam edecek olduğunu, siper alma şeklinde bir hareket yaptığını, hareketlerinin devam edeceği telaşı içinde onun ön kısmına doğru ateş ettiğini, isabet aldığını fark edemediğini, tümsek kısmı hareket ettiğinde de hareketlerine devam ediyor olduğunu gördüğünü, sonrasında yavaşladığını, ayağından falan yaralanmıştır diye gitmek istediğinde kardeşinin engellediğini, oğlu adına ve gelini adına aldığı yerler olduğunu, bir kısım davalar sonucu son iki yıldır bu tarlaların tamamının kendisinin olduğunu, olayın meydana geldiği tarlayı 10-15 gün önce müştekilerin sürüp ektiğini, ancak henüz bir ürün çıkmadığını, tarlalar kendilerine ait olduğu için Savcılığa şikayetçi olup sürmeye geldiğini, hem mahkeme hem de jandarma tarafından tarlaların kendilerine teslim edilen tapulu tarlaları olduğunu maktulün kendisine ateş etmesi ve tümsekliğe siper alma amacı ile hareket etmesi ile kendisinin de korkutmak amacı ile ön tarafına ateş etmesinin bir anda gelişen bir olay olduğunu ifade etmiştir.
Katılan Ş. E.: Aşamalarda olayı bizzat görmediğini, dedelerinin zilliyetliğinde olan tarlaların dedeleri ile hiç ilgisi olmayan M. E. adına sahte bir veraset ilamı ile sanığın sahip olmak istediğini, bu sebeple kardeşinin ektiği yere zorla girerek kardeşine otomatik tüfek ile 4 el domuz kurşunu ile ateş edildiğini, sanığın atış yaptığı yerde jandarmanın 3 fişek bulduğunu, sonrasında bunların ikisi sanık ikisi kardeşinin kardeşinden çıktı şeklinde tutanak tanzim ettiklerini, jandarmanın kendi yanında otomatik tüfekten 4 tane fişek çıkarttığını, kardeşinin tüfeğinin kırma tabir edilen tüfek olup kuş saçması kullandığını, ateş etme sonrası sanığın gelip ayağı ile göğsüne basıp ağzını kapattığını, göğüs kemiklerinin kırılmasına yönelik otopsi raporlarının bunu doğruladığını, şikayetçi olduğunu ifade etmiştir.
Katılan İ. E.: Hazırlıkta maktulün abisi olduğunu, sanıkla akrabalığının olmadığını, 8-9 yıldan beri süren tarla mevzuunun olduğunu, bahse konu arazinin dedesi İbrahim adına kayıtlı olup sanığın yolsuz satışlarla tapusunu üzerine aldığını, kendilerine ait diyerek bu arazinin kendileri tarafından ekilip biçilmek istendiğini, sanığın ailesinin de aynı iddiayı ileri sürdüğünü, bu yüzden tartışmalar yaşanıp mahkemeler olduğunu, olay günü odun toplamak için abisi ile traktörle giderken mahkemelik araziyi sanıkların 3 traktörle sürdüğünü gördüklerini, sanık, oğlu ve para karşılığı yardım eden Y.in traktörleri kullandığını, abisinin köye geri döndüğünü ve evdeki tek kırma av tüfeğini aldığını, birlikte yaya olarak tarlaya doğru geldiklerini, abisinin sanığa ne hakla babamın tarlasının sürersin dediğini, abisinin elindeki silahın namlusunun yere doğru olup sanıklara silahı çevirmediğini, 3 metre geride durduğunu, Sanığın traktör üzerinde iken istediğim yeri eker biçerim diyerek traktör içinden av tüfeğini alıp abisine ateşlediğini, abisinin yere düştüğü sırada elindeki silahla bir el ateş ettiğini, abisinin alnından vurulduğunu gördüğünü, sanığın sonrasında da birkaç el daha ateş ettiğini, Y.un kendisine abin gibi senide öldüreceğiz deyip tehdit ettiğini, abisi Ş.ı arayıp olayı söylediğini, sanık ve oğlunun öldü mü diye kontrole başladığını, Y.inde ambulans için yola çıktığını, abisinin ölürken bir el ateş ettiğini, nereye doğru attığını fark etmediğini, başkaca ateş edemediğini belirtmiş olup C.Savcılığında; önceki beyanına ek olarak sanığın traktörün arkasına siper aldığını ve abisine nişan alıp ateşlediğini, abisinin elindeki silahı düşerken bir el ateş aldığını, sanığın kendilerine doğru yaklaşık 4-5 el ateş ettiğini duyduğunu, oğlu Y.unda elindeki bıçakla seni de öldüreceğiz dediğini, sonrasında sanık ve oğlunun abisinin yanına gelip onu tekmelediklerini belirtmiş olup, mahkememizdeki beyanında; sanığın sahte bir verasetle bu yerleri aldığını, abisinin bu yeri 10-15 gün önce ektiğini, jandarma yada savcılıkça abisinin engellenmesinin olmadığını, köyden yaya geldiklerinde bırakın motorları gidin dediğini, sanığın tüfeği alıp hepinizi öldürürüm deyip maktule ateş ettiğini, maktulün can havli ile bir el ateş ettiğini, sanığın oğlunun gelip ayağı ile abisinin kalbine bastırdığını, sanığında abisinin ağzını kapattığını, bu sırada abisinin sanığın elini ısırdığını, oğlunun bıçakla üzerine yürüdüğünü, sanığın kendisinin yaptığı müdaheleyi engellemek amacı ile 3 el havaya ateş ettiğini belirtmiş olup daha önce de sanık ve oğlunun abisinin göğsüne basıp ağzını kapattıklarını söylemesine rağmen onun yazılmamış olduğunu, hatta sanığın kendisine abinin tüfeğini alıp kenara koysana dediğini ifade etmiştir.
Tanık Y. E. Mahkememizde; Olay günü tarlaları sürüp olayın meydana geldiği tarlayı gelip sürmeye başladıklarını, saat 14:00 gibi maktul ve kardeşinin traktörle uzaktan otoban köprüsünü geçip durduklarını, bakıp geri döndüklerini, 5-10 dakika sonra yanlarında çalışan Y.in eşinin onu arayıp köye gelip sinirli şekilde maktulde tüfek İsmailde sopa olduğu halde ayrıldıklarına ilişkin eşinin söylemini babasına ilettiğini, babasının jandarmayı arayıp bildirdiğini, 5-10 dakika sonra maktul ve kardeşinin tarlaya doğru geldiklerini, babasının yeniden jandarmayı arayıp haber verdiğini, gelmeye devam ettikleri için durun gelmeyin diye bağırdıklarını, babasının onları koşarak gelirken görünce tüfeği traktörden aldığını, 30-50 metre yaklaştıklarında babasının traktörün arkasına geçin dediğini, babasının traktörün sol ön tekerinin orada iken maktulün bir el ateş ettiğini, camın kırılıp babasının yaralandığını, babasının havaya bir el ateş ettiğini, maktulün tüfeği kırıp yeniden doldurduğunu ve tarla tümseğine doğru sipere atlar gibi eğildiğini ve aynı anda babasına doğru ateş etmek için tüfeği kaldırdığında babasının da ona doğru ateş ettiğini yani maktulün ateş etmesi ile babasının da o anda ateş ettiğini, maktulün vurulmasına rağmen tüfeği kırıp yine bir şeyler yaptığını, yani açıp doldurmaya çalıştığını, hareketlerinin yavaşladığını, tehlike yaratamadığını, yanına gitmek istediklerinde İ.in sakın gelmeyin sizi vuracağım diyerek engellediğini, babasının 112 yi aradığını, maktulün göğsüne ayakla basma ağzını kapatma gibi bir durumun olmadığını, maktulün hareketleri yavaşlayınca İ.i uzaklaştırıp maktulün nabzını ölçtüğünü, ağzından nefes alıp almadığına baktığını, babasının isteseydi İ.i de vurabileceğini, hatta maktulün silah doldurma aşamasında ona 5 kere daha ateş edebileceğini tarla ile maktulün köydeki evi arasının yol üzerinden 2.5 km kadar olduğunu, tarladan kestirme 1 km ye kadar düşebileceğini, traktörle köye dönüp maktul ve kardeşinin yaya olarak tarlaya geldiklerini, maktulün ateş etmeden önce İ.in ona vur vur diye bağırdığını ifade etmiştir.
Tanık Y. E. Beyanında: Sanığın olaydan 3-4 gün önce tarlayı jandarmanın teslim edeceğini süreceklerini söylediğini, teslim etmeyi görmediğini, tarlayı olay günü sürerken otoban köprüsü üzerinde maktulün kardeşini gördüklerini, onların köye doğru dönmesi sonrasında eşinin telefonla arayıp ellerinde tüfek var dikkatli olun dediğini, zira eşinin tarla davasını duyduğunu, Emine durumu söylediğini, onun jandarmayı telefonla aradığını, maktul ve kardeşinin geldiğini görünce traktörü yukarı çekip durdurduğunu, traktörün arkasında iken Emininde kendi traktörü kenarında iken maktulün ona doğru bir el ateş ettiğini, camın kırılıp sanığın elinden yaralandığını, sanığın havaya bir el ateş ettiğini, maktulün tüfeği kırıp yeniden ikinci kez ateş ettikten sonra aynı anda sanığında ateş ettiğini fark ettiğini, çat çat silah sesi nedeni ile sanki aynı anda ateş ettiklerini, bu esnada kendini korumak amacında olduğundan maktulün siper alma olayını görmediğini, ilk başta sanığın telefonla görüşürken ve gelenlerdeki tüfeği gördüğü için traktörden tüfeğini almış olacağını düşündüğünü, maktulün siper alma olayını görmediğini ancak tüfeği kırıp doldurma olayını gördüğünü, kafasını tekrar geri çektiğini, maktul düştükten sonra yanına gidip yardım etmek istediklerinde kardeşi İsmailin elinde sopa ile engellediğini, sonra gerileyince maktule yaklaştıklarını, kolunda silahın dolalı olduğunu, ateş eder diye kenara çektiklerini, göğsünün inip kalktığını, Yavuzun elinin tersi ile boğazına nabza bakmak için koyduğunu, nefes alıyor koş denince ambulansın geçip gitmesini engellemek için koştuğunu, maktul ve kardeşinin köyden geldiği yönünde eşinin haber vermesi aşamasında uzaklaşma imkanı olduğunu ancak Emin jandarmayı aradığında geliyoruz dedikleri için ayrılmadıklarını ifade etmiştir.
DOSYADAKİ DELİLLERİN İNCELENMESİNE GEÇİLDİĞİNDE;
Olay yerinde bulunan av tüfekleri ve boş kovanlar itibarı ile sanığın kullandığı tüfeğin otomatik magnum kral marka 12 kalibrelik fişek atan ruhsatlı av tüfeği olduğu, maktulün kullandığı tüfeğin ise tek kırma tabir edilen av tüfeği olduğu, olay yerinde bulunan kovanlar itibarı ile maktulün kullandığı ve sanığın kullandığı silahtan 2 ayrı fişek olmak üzere toplam 4 fişek atıldığı tespiti yanında hem maktulün hem de sanığın ellerinde swap örnekleri, atış artıkları tespitine yönelik jandarma kriminal daire raporu mevcuttur.
Olay yeri krokisi ve tespit tutanaklarına göre sanık ve oğluna ait olduğu söylenen tarla içinde 3 adet traktörün paralel olarak yanyana durduğu, iki traktörün ön kısmının karayoluna doğru diğer traktörün ise yönünün ters istikamete baktığının görüldüğü ve 22 AC
Plakalı traktörün sağ ön lastiğine otomatik tüfeğin dayalı vaziyette bırakıldığı, bu traktörün sol kabin giriş kapısını kaplayan camın saçmalardan kırık olduğu, yine ön kısmında muhtemelen sanığa ait olduğu değerlendirilen kan izlerinin bulunduğu, 3 traktörden ortadakinde sağ arka lastiğin saçmalardan inik vaziyette olduğunun görüldüğü, maktulün ise traktörlere yaklaşık 20-25 metre uzaklıkta niza konusu olan traktör ile Y. Ö.e ait arazi arasında sırt üstü yatar vaziyette ve baş kısmı kan içinde vücudun değişik kesimlerinde saçma izlerinin görüldüğü, maktulün sol tarafında yaklaşık 1 metre uzaklıkta tek kırma av tüfeğinin olduğu, maktulün sol kol altında ve maktulden yaklaşık 7 metre uzaklıkta 2 adet 12 kalibre yeşil boş fişeğin bulunduğu, olayın oluşumunun birbirlerine av tüfeği ile ateş ettikleri yönünde değerlendirildiği, C.Savcılığınca yapılan olay yeri keşif ve ölüm muayene fişinde de belirtildiği üzere sol tarafında tüfeğinin ve av fişeklerinin bulunduğu hususunun belirtildiği, ayrıca el koyma tutanaklarında tek kırma av tüfeğine ait 30 luk av fişeği kuşağının bulunduğu, kuşak içinde 28 adet yeşil renkli av fişeğinin bulunduğunun belirtildiği, ilk başta maktulün iki el ateş ettiği ifade edilmesine rağmen bulunamayan bir adet boş kovanın havanın kararması sonrasındaki gün yeniden aranmaya başlandığında sürülen tarla yerinde kesek parçaları arasına girmiş şekilde bulunduğunun ifade edildiği görülmüştür.
Jandarma olay yeri inceleme raporunda fişekliğin maktulün sol kolunda dirsekle omuz arasında asılı vaziyette görüldüğü ve 30 fişek kapasiteli olup 1. Bölümde 1 adet fişek olup 2 fişek yuvasının boş olduğu, 5 fişeğin gri renkli 23 fişeğin yeşil renkli olarak fişeklikte bulunduğu hususu 20.11.2011 tarihli rapordan anlaşılmış olup ayrıca 19.11.2011 tarihli el koyma tutanağına göre sanığın kullandığı otomatik av tüfeği içerisinde atışa hazır vaziyette 4 adet fişek bulunduğu görülmüştür.
Dosyada bulunan fotoğraflar ve olay yeri cd si incelendiğinde maktulün bulunduğu yer ile sanık ve oğlu ile çalışanın bulunduğu yer arasındaki eğim netlikle gözükmektedir.
TİB başkanlığı ile yapılan yazışmalar sonucunda olaydan önce tanık A. E.un kullandığı 543
nolu telefonun eşi Yücel Erolun kullandığı 545
nolu telefonu olay günü olan 19.11.2011 günü saat 14:02 ve 14:13 itibarı ile aradığı, ayrıca sanığın kullandığı 0 537
94 nolu telefonun tanık A. E.un Y. E.u aramasından sonra jandarmayı aradığı ve ayrıca buna ilişkin ses kaydının yine sanığın telefonu ile il sağlık müdürlüğüne ait 112 telefonu aradığına ilişkin ses kayıtlarının gönderildiği aynı konuda TİB kurumundan gelen dökümlerinde bu hususu doğruladığı görülmüştür.
Havsa Asliye ceza mahkemesinin 2012/37 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; 23.02.2012 tarihli iddianame ile sanık İ. E. hakkında hakkı olmayan yere tecavüz etme suçundan dolayı dava açıldığı, şikayetçilerin Y. E., H. E., suç tarihinin 09.11.2011 tarihi olduğu ve şikayetçilere ait 1.250.571.795 parsel sayılı Söğütlüdere köyü sınırları içindeki taşınmazlara tecavüzde bulundukları iddiasıyla şikayetçi vekilinin talepte bulunduğu, müşteki Y.'un alınan ifadesinde 1250 parsel sayılı taşınmaza tecavüzden dolayı şikayetçi olduğunun bildirildiği, tapu kaydı sorgulamasında 1250 parsel sayılı taşınmazın müşteki Y. E. üzerine, 571 ve 795 sayılı taşınmazların ise müşteki H. E. üzerine kayıtlı olduğu, 16.11.2011 tarihinde tanzim edilen olay yeri tespit tutanağına fotoğraf ve krokilere göre bu üç parsel arazinin sürülüp ekilmiş olduğunun belirtildiği, şüphelilerden M. E.'nin ölmüş olması nedeniyle hakkında KYO kararı verildiğinin belirtildiği, tensiple birlikte taşınmazlara ait kroki ve tapu kayıtlarının temin edildiği, bu kayıtların iddianame anlatımını doğruladığı, duruşmanın 17.07.2012 tarihine bırakıldığı, dosya ekinde bulunan belgeler incelendiğinde; Havsa Sulh Hukuk mahkemesinin 2009/384 esas 2010/50 karar sayılı dosyasında ihalenin feshinden dolayı şikayet edenin M. E., şikayet edilenlerin Y. E. ve H. E. olduğu, ayrıca mirasçı konumunda olan şahısların müdahil davalı edildiği, havsa satış memurluğunun 12.10.2009 tarihinde 2009/20 satış dosyası ile ihale yapıldığı ancak tellalın üç kez bağırdığının tutanakta yazılmadığı, buna rağmen satışın yapıldığı, ihaleye fesat karıştırıldığı, tapu iptali ve tescil davası açtığını kabul edilmesi halinde satışın hükmü kalmayacağından bahisle ihalenin feshini talep ettiği, havsa asliye hukuk mahkemesinin 2009/153 esaslı dosya incelemesinde davacının M. E., davalıların Y. ve H. E. ile başkaca şahıslar olduğu, dava konusunun Söğütlüdere köyündeki 239, 240, 517, 628, 652, 723, 795, 894, 1057, 1250, 1310, 1513, 1791 parsel nolu taşınmazların davalı hisselerinin iptali ile davacı adına hissesi oranında tescili olduğu, şikayet edenin bekletici mesele yapılmasına dair istemin yargılamayı uzatmak amacıyla yapıldığı belirtilerek ihaleye fesat iddiası doğrulanmadığından davanın reddine ve toplam 6.300,00TL para cezasıyla cezalandırılmasına dair karar verildiği, yine dosyada bulunan Havsa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010-18 E. K. sayılı karar örneği incelendiğinde, tespit isteyenin H. ve Y. E. karşı tarafın İ. ve M. E. olduğu, tespit talebi yapılan keşif bilirkişi raporları ve tanık anlatımlarıyla tespit konusu taşınmazlardan 1250 parsel sayılı taşınmazın Y. E., 571 ve 795 no.lu taşınmazların H. E. adına kayıtlı olduğu, bu taşınmazların M. E.'nin ekmek ve sürmek suretiyle zirai faaliyette bulunması tespit isteyenler aleyhine zarar oluşturma ihtimalinden dolayı M. ve İ. E.'nin zirai faaliyetlerini durdurmalarına yönelik tedbir isteminin kabulü ile birlikte karar verildiği, karar tarihinin 08.12.2010 olduğu, ayrıca mahkememiz dosyası içinde bulunan Havsa Asliye ceza mahkemesinin 2009/48-99 E-K sayılı karar örneği, 2010/66 Esas 2011/64 Karar sayılı 19.04.2011 tarihli karar örneklerinin olduğu anlaşılmıştır.
Havsa Sulh Hukuk mahkemesinin 2006/234 esas 2008/278 karar sayılı dosyasının incelenmesinde; 06.07.2006 tarihli dilekçe ile davacı Y. ve H. E. davalıların A., Ş., M., C., İ., İ., T. E. ile E. V. ve S. Y., dava konusunun Havsa Söğütlüdere köyünde 1250, 571, 795 parsel sayılı gayrimenkullerin 5400/5760 hisselerinin davacılar adına, geriye kalan 360/5760 hissesinin davalılar murisi K. E. adına kayıtlı olup, gayrimenkullerin satış suretiyle ortaklığın giderilmesi talebinden ibaret olduğu, yapılan yargılama sonucunda 10/07/2008 tarihli davanın kabulü ile her üç parseldeki taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verildiği, davalıların kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 10.02.2009 tarihli 60/1170 E. K. sayı ile hükmün onanmasına karar verildiği, karar düzeltme isteminin reddine karar verilerek 10.04.2009 tarihinde kararın kesinleştiği görülmüştür.
Havsa Sulh Hukuk Mahkemesi satış memurluğunun 2009/20 satış sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; Havsa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/234 esas 2008/278 karar sayılı ortaklığın giderilmesi kararının 17.06.2009 tarihli dilekçe ile satış talepli olarak sulh hukuk hakimliğine başvurulduğu, tapu kayıtlarının celp edilip mahallinde kıymet takdiri içerir keşif icra edildiği ve her bir taşınmazın ayrı ayrı bedelleri belirlenerek 1.satışın 12.10.2009 günü yapılması kararı verildiği, 1250 parsel sayılı taşınmazın 30.000,00TL bedelle bu tarihte Y. E. vekili E. E.'e ihale edildiği, 571 parseldeki taşınmazın 18.000,00TL bedelle bu tarihte H. E. vekili E. E.'e ihale edildiği, 795 parseldeki taşınmazın 15.000,00TL bedelle bu tarihte H. E. vekili E. E.'e ihale edildiği, satışla ilgili harç işlemlerinin ikmali sonrasında sulh hukuk mahkemesi satış memurluğunun gayrimenkul teslim tutanağının tanzim edildiği 26.09.2011 tarihinde her üç taşınmazın tapu malikleri Y. ve R. E.'ün babaları E. E.'e boş vaziyette teslim edildiğine ve tutanağın bir suretinin taşınmazları kullanan M. E. ve İ. E.'ye tebliğine karar verildiği ve M. E.ye ve İ. E.'ye bu kararın 13.10.2011 tarihinde tebliğ edildiği, aynı tarihli itiraz dilekçesi ile İ. ve M. E. veraset ilamının yasal olmadığını belirterek itiraz dilekçesi verdikleri görülmüştür.
Havsa Sulh Hukuk mahkemesinin 2009/384 esas 2010/50 karar sayılı dosyanın ihalenin feshi konulu olup, talep edenin M. E., davalıların Y. ve H. E. olup Havsa Sulh hukuk mahkemesinin 2009/20 sayılı satış dosyasının iptalinin 19.10.2009 tarihli dilekçe ile talep edildiği, yapılan yargılama sonucunda 25.02.2010 tarihinde satışın usulüne uygun olması nedeniyle davanın reddine ve davacının 6.300,00TL para cezasıyla cezalandırılmasına dair verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 12.Hukuk dairesinin 2010/18433-30981 E. K. sayılı kararı ile onandığı anlaşılmıştır.
Adli raporlar itibarı ile sanığın sol el üstünde ve sağ el üstünde saçma izlerinin bulunduğu ve hastaneye sevk edildiği, ortopedi kliniğine yatırıldığı hususu adli raporlarla tespit edilmiştir.
TÜM DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİNE GEÇİLDİĞİNDE;
Olayın ihtilaf konusu olduğu belirtilen taşınmazlar içinde ve bu taşınmazların traktörlerle sürümü sırasında meydana geldiği, kayden tapu maliki gözüken sanık E.'in oğlu Y. ve gelini adına kayıtlı olan taşınmazlarda sanık, oğlu ve ücretli çalışanları olan Y.in traktörle sürüm yaptıkları sırada bu taşınmazların kendilerinden haksız olarak alındığını, diğer deyişle sahte dedikleri bir veraset ilamı çıkartarak bu taşınmazlara sahip olduklarını düşündükleri sanık ve ailesini orada çalışıyorken gören maktul ve kardeşinin traktörle odun kesmeye giderken karayolu otoban köprüsü üzerinde sanık ve yanandakileri görüp köye dönüş yaptıkları ve maktulün köydeki evinden tek kırma av tüfeğini aldığı, kardeşi İsmailin ise elinde sopa ile ve kestirme olduklarını düşündükleri tarla arasından koşarak sürülen tarlaya doğru geldikleri, köyde sinirli vaziyette ve ellerinde silahla onları gören Y. E.un eşi A.nin Y.i telefonla arayıp tarla anlaşmazlığını da bildiği için silahlı geliyorlar diye uyardığı, Y.in sanığa bu durumu anlattığı ve sanığın henüz maktul ve kardeşi tarlaya gelmeden jandarmayı arayarak av tüfeği ile maktul ve kardeşinin tarlaya geldiğini ifade ettiği, jandarmanın geleceğini bildirdiği, bu şekilde aramanın ve konuşmanın TİB ve jandarma komutanlığından temin edilen cd ile anlaşıldığı, sanığın traktörde iken maktulü av tüfekli ve kardeşini sopa ile görünce traktördeki av tüfeğini alarak traktörden inip maktulün geldiği istikametin ters tarafına traktörün önüne geçtiği, bu sırada 20-25 metre mesafeden maktulün sanığın bulunduğu yere doğru ateş etmesi sonrası traktör kabin camının kırılıp sanığın elinden yara aldığı, bunun sonrasında sanığın kendisine ait otomatik av tüfeği ile bir el havaya ateş ettiği, arkasından maktulün tek kırma av tüfeğini kırıp yeniden fişek koymak sureti ile kendisini sipere atma ve sanığa doğru ateş etme ile sanığın maktule doğru atışının birbiri ardınca olduğu, sanığın beyanına göre bu sırada maktulün önüne doğru bir nevi ayaklarına doğru ateş ettiğini ifade ettiği ancak o sırada maktulün siper almak amaçlı eğilmesi nedeni ile saçmaların vücudun üst kısımlarına doğru geldiğini ifade ettiği, jandarma kriminal daire raporu ile maktulün kullandığı tüfekten olay yerinde bulunan kovanlara göre iki fişek atıldığı, yine sanığın kullandığı tüfekle de olay yerinde bulunan kovanlara göre iki fişek atıldığının tespit edildiği, sanığın ruhsatlı ve otomatik tüfeği içerisinden atışa hazır vaziyette 4 adet mavi renkli fişeğe rastlanmış olup maktulün koluna sarılı vaziyette fişeklikte 28 adet fişeğin bulunduğu görülmüş olmakla, sanığın otomatik tüfekli ikiden fazla atışı seri olarak ard arda yapma imkanı bulunmasına rağmen tüm fişekleri kullanmadığı, olayın bu şekilde meydana geldiği hususunun tanık beyanları ile anlaşıldığı, maktulün kardeşi olan İsmailin hazırlık beyanlarında sanığın önce ateş edip abisinin vurulma anında can havli ile tek el ateş ettiği yönündeki beyanının kriminal dairenin silah ve boş kovanlara yönelik raporu ile çelişmesi nedeni ile itibar görmediği, bu anlamda olay tanığı olan Y. E. ve Y. E.ün beyanlarının savunma ile uyumlu olduğu değerlendirilmiş ayrıca taraflar arasında ceza davası olmakla birlikte incelenen satış izaleyi şüyu gibi hukuk davaları ile söz konusu taşınmazların tapu kaydı ile sanığın oğlu ve gelinine ait olduğu, bu taşınmazların satışı sonrası maliklerine teslimine dair 26.09.2011 tarihli tutanağın tanzim edildiği, bu kararın maktul ve kardeşine 13.10.2011 tarihinde tebliğ edildiği, gayrimenkul teslim tutanağının tanzim edildiği tarihte taşınmazların ekili olduğunun belirtilmesine rağmen mahkeme kararı ile teslim almakla bu yerleri ekme hakkının sanığın oğlu ve gelini olan maliklerine ait olduğu, bu anlamda tarlayı sürmelerinin haksız bir durum oluşturmadığı, olay günü haklarını kullanan malik ve onun yakını konumunda olan sanığın oğlu Yavuz ile sanığın tarlayı sürdükleri sırada bu yerin kendilerinden haksız olarak alındığına inanan ancak ortada sanıklara yönelik hakkı gösteren mahkeme kararlarına rağmen maktul ve ailesinin haklılığını gösterir herhangi bir hukuki dayanak olmadığı, hakkını kullananlara yönelik av tüfeği ile ilk haksız saldırının maktulden geldiği ve maktulün sanığa av tüfeği ile ateş edip her iki el parmaklarından yaralanmasına traktörünün kabin camlarının kırılmasına yol açtığı, bunun ardından sanığın uyarı amaçlı havaya ateş ettiği ve ikinci kez av tüfeğini kırma hareketi yapıp fişek dolduran ve kendine doğru ateş ettiğini gören yada görme aşamasında maktulle birlikte yani kendine doğru atış yapıldığı anla hem zaman olacak şekilde sanığında maktule silahla ateş etmesi şeklindeki olayda herhangi bir haksız tahrikin olmadığı, dayanaksız bir şekilde tarladan çıkartmaya yönelik olarak gelen maktule sanığın gidin buradan demesinden sonra maktulün kendisine ateş etmesi sonrası sanığın doğrudan ateş etmeyip uyarı amaçlı havaya ateş etmesi ve maktulün av tüfeğini doldurmasını ve kendisine tevcih ettiğini gören sanığın tekrarı açıkça gözüken haksız bir saldırıyı defetme amacı ile ve saldırı ile orantılı şekilde av tüfeğini kullandığı, bu anlamda tek kırma tüfek kullanan maktulün koluna takılı fişekliğinde 28 dolu fişek olmasına karşı seri atışlı otomatik tüfeği olan sanığın tüfeğinde 6 fişek olmasına rağmen tek tek iki kez birini havaya uyarı amaçlı atmak sureti ile kullanan sanığın saldırı ile orantılı hareket ettiğinin kabulü gerektiği, bu durumda olayda meşru savunmanın tüm şartları gerçekleştiğinden maktule yönelik meşru savunma altında öldürme suçunu işlediğinden sanığa ceza verilmesine yer olmadığına ve beraatine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık E. E.ün maktul Müsameddin Efeyi öldürme eylemini meşru savunma koşulları içinde işlediğinden 5237 sayılı TCKnun 25/1, 5271 sayılı CMK'nun 223/2-d maddeleri gereğince sanık hakkında CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA VE BERAATİNE,
Havsa Adli emanetinin 2012/9 sırasında kayıtlı svapların delil olması nedeniyle dosyada delil olarak saklanmasına,
Havsa Adli emanetinin 2012/2 sırasında kayıtlı maktulün vücudundan çıkarılan 2 adet bilyenin delil olması nedeniyle dosyada delil olarak saklanmasına,
Havsa Adli emanetinin 2011/69 sırasında kayıtlı eşyalardan 4 adet (iki adedi RC 12ITALY 12, Bir adedi 12.12.12. ve bir adedi CHEDDİTE 12 ibareli 12 kalibre) kartuş ve 4 adet av fişeği plastik tapasının delil olması nedeniyle dosyada saklanmasına,
Havsa Adli emanetinin 2011/69 sırasında kayıtlı eşyalardan İsmail Efeye ait sopanın suçta kullanıldığına dair delil olmadığından sahibine iadesine,
Havsa Adli emanetinin 2011/69 sırasında kayıtlı eşyalardan Sanığa ait olan ve ruhsatı bulunan Kral marka Magnum model tüfeğin sanığın beraatine karar verilmiş olmakla sanığa iadesine,
Havsa Adli emanetinin 2011/69 sırasında kayıtlı eşyalardan Maktüle ait olan tüfek kılıfı, fişeklik ve 4 adet dolu av fişeğinin başlı başına suç teşkil etmediğinden mirasçılarına iadesine,
Havsa Adli emanetinin 2011/69 sırasında kayıtlı eşyalardan maktüle ait bir atışlı kırma av tüfeğinin ruhsatlı olup olmadığı anlaşılmakla ve ölmüş olması nedeniyle yasal gereğinin taktiri için Havsa C. Başsavcılığına yazı yazılmasına,
Yapılan yargılama masraflarını dosya üzerinde bırakılmasına,
Sanık beraat etmiş olmakla ve kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla A.A.Ü. Tarifesinin 13/son maddesi uyarınca sanık lehine 2.400,00 TL vekalet ücreti takdiri ile hazineden alınıp sanığa verilmesine,
Sanık E. E. hakkında beraat kararı verilmekle sanığın müsnet suçtan salıverilmesine, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse cezaevinden salıverilmesi için müzekkere yazılmasına salıverme öncesi yargı mercii yada tutuk evi müdürüne adres ve telefon numarasını bildirmekle yükümlü olduğu ve bu beyan kapsamında tutanak tanzim edileceği ayrıca yargılama sonuna kadar adres değişikliği olduğu takdirde mahkememize bizzat yada iadeli taahhütlü mektupla yeni adreslerini bildirmeleri aksi takdirde önceden bildirilen adreslere yasal tebligatın yapılacağı hususunun CMK.106 madde gereği ihtarına (ihtarat yapıldı).
İncelenen Havsa Sulh Hukuk mahkemesi dosyalarının mahkemesine iadesine,
Dair, Katılanlar vekili Av. Ahmet Uludağ ile Mağdur Sanık E. E. ve müdafii Av. Ferda Tahan Demir'in yüzlerine karşı, katılanların yokluğunda, iddia makamı huzuru ile talebe uygun ve 5271 sayılı CMK.nun 273. maddesi uyarınca kararın tefhimi tarihinden itibaren 7 gün içerisinde mahkememize bir dilekçe vermek veya zabıt katibine yapacağı beyan ve tanzim edilecek tutanakla birlikte 46,00TL temyiz harcı yatırılıp makbuzu ibraz edildiğinde Yargıtay ilgili dairesinde temyiz incelemesi yapılabileceği temyiz etmeme halinde kararın kesinleşeceği hususu ihtar edilmek suretiyle oybirliğiyle açıkça verilen karar usulen okunup tefhim kılındı. 16/05/2012 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy