(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 90) (5237 S. K. m. 87) (5271 S. K. m. 13, 150, 234, 239)
Dava: Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık M.'in maktul A.'e yönelik eyleminin sübutu kabul, takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümde bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ve müdafiinin haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;
Ancak;
Karar: Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanık ile maktulün arkadaş oldukları ve Düzce İli Akçakoca İlçesi liman mevkiinde kendilerine ait balıkçı barınaklarının bulunduğu, olay gecesi maktul ve arkadaşlarının maktule ait balıkçı barınağında alkol aldıkları, sanığın da kendisine ait barınağın önünde tek başına alkol almaya başladığı, maktulün arkadaşı olan tanık V.in tuvalet ihtiyacını sanığa ait teknenin yakınında giderdiği, bu duruma sinirlenen sanığın "abi, V. kulübeden çıkıp benim kayığımın altına tuvaletini yapıyor, ayıp olmuyor mu" diyerek maktule şikayetini dile getirdiği, maktulün de "ben kendisine söylerim" diyerek sanığın yanından ayrıldığı ve barınakta bulunan arkadaşlarının yanına gittiği, maktulün barınak içerisinde arkadaşları ile bu konuyu konuştuğu, sanığın ise maktulün arkadaşları ile konuşurken kendisi hakkında küfürlü sözler kullandığını düşünmesi nedeniyle maktul ve arkadaşlarının barınaktan ayrılmak için dışarıya çıktıkları sırada maktulü yanına çağırdığı ve kendisi ile konuşmak istediğini söylediği, maktulün daha sonra konuşmak istediğini söylemesine rağmen sanığın sinirlenerek ısrarcı davranmaya devam ettiği, sanık ile maktul arasında yaşanan arbedede sanığın üzerinde bulunan bıçağı çıkararak üç tanesi basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olan toplam dört bıçak darbesi ile maktulü sol uyluk ve sol kalça bölgelerinden yaraladığı, uyluk bölgesinde bulunan kesilerden bir tanesinin femoral arter ve venkesilerine neden olması nedeniyle maktulün kan kaybına bağlı olarak hayatını kaybettiği olayda; darbelerin yöneltildiği vücut bölgeleri ve nitelikleri ile engel bir durum bulunmamasına rağmen sanığın eylemine kendiliğinden son vermesi hususları birlikte dikkate alındığında, eylemin kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu ve hakkında 5237 sayılı TCK'nun 87/4.maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kasten öldürme suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi gereğince, 5271 sayılı CMK'nun 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Kanunun 13. maddesine dayanılarak hazırlanan Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince sanık için baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii ücretinin sanıktan alınmasına hükmedilemeyeceği gözetilmeksizin, yazılı biçimde zorunlu müdafii ücretinin sanıktan tahsiline karar verilmesi.
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş olup, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, re'sen de temyize tabi bulunan hükmün kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMAS1NA, 19.03.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy