(5237 S. K. m. 53, 87)
Dava: Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık E.'ün maktül S.'a yönelik eyleminin sübutu kabul, takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ve müdafiinin eksik incelemeye, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, katılan vekilinin suç niteliğine, Cumhuriyet Savcısının eksik incelemeye yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;
Ancak;
Karar: Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanık ile maktülün aynı mahallede ikamet ettikleri, olaydan bir gün önce mahallede meydana gelen bir hırsızlık olayı nedeniyle mahalle sakinlerinden birkaç kişinin sanık ve arkadaşlarından şüphelenmeleri üzerine aralarında kavga çıktığı, çıkan kavganın sorumlusunun maktül olduğunu düşünen sanığın olay günü arkadaşları ile sohbet etmekte olan maktülün yanına gittiği ve sol bacak iç kısmından tek bıçak darbesi ile maktülü yaralayarak olay yerinden ayrıldığı ve femoral arter kesisine neden olan yaralanması nedeniyle maktülün kaldırılmış olduğu hastanede hayatını kaybettiği olayda; hedef alınan vücut bölgesi, darbenin sayısı ve engel bir durum bulunmamasına rağmen sanığın eylemine kendiliğinden son vermesi dikkate alındığında, eyleminin kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu ve hakkında 5237 sayılı TCK'nun 87/4. maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kasten öldürme suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı TCKnun 53. maddesi gereğince hak yoksunluğuna karar verilirken, 53/1-c maddesi uyarınca, velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun, sanığın sadece kendi alt soyu bakımından koşullu salıverme tarihine kadar süreceğine, alt soyu olmayanlar yönünden ise cezanın infazına kadar devam edeceğine karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde, alt soy ayırımı yapmadan belirtilen hakları kullanmaktan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş olup, sanık ve müdafii ile Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, 12.03.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy