MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Belgede yapılan sahtecilik suçunda aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup; Emniyet Genel Müdürlüğü ... Kriminal Polis Laboratuvarı'nın 27.05.2010 günlü ekspertiz raporunda, suça konu muayene işleminde yapıştırılı bulunan hologram özellikli muayene pulunun orjinal muayene pullarına uyum sağladığı görülmüş ise de pulun içindeki hologramın yıpranmış olması nedeniyle değişik açılardan ışığa verdiği tepkimeler ve diğer karakteristik özellikler itibariyle sahte olup olmadığı hususunda kanaat beyanının mümkün olmadığının belirtilmesi, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi'nin 22.03.2011 tarihli raporunda ise araç muayene bölümünde soğuk mühür izi bulunmadığı, harf ve rakamların yerleşim biçimi, grafik unsurların konum ve şekli, baskı özellikleri bakımından düzensizlikler saptandığından hologramın sahte olduğu fakat ilk başta dikkati çekecek olağandışı bir durum yansıtmadığı, iğfal kabiliyetinin mahkemece yorumlanmasının uygun olacağının belirtilmesi karşısında, mahkemece suça konu belge getirtilip incelenerek özellikleri duruşma tutanağına yazılmak suretiyle herhangi bir gözlem yapılmadan ve denetime olanak verecek şekilde dosya arasında bulundurulması gerektiği gözetilmeden gerekçeli kararda soyut olarak aldatma kabiliyetinin bulunduğu kabul edilerek eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanık hakkında sahte araç muayenesi yapmak suçundan açılan kamu davasında, UYAP ortamında yapılan araştırmada, benzer nitelikteki fiilleri nedeniyle mahkûmiyetine karar verilmiş, onanmış ve temyiz incelemesi sırası bekleyen kamu davaları bulunduğu anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 gün, 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK'nun “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin
tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği de gözetilerek açıklanan ilkeler doğrultusunda sanığın fiilinin her biri yenilenen kastla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararının yerine getirilmesi amacıyla kanunun aynı hükmünü, kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme tek suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi açısından, sanık hakkında varsa benzer nitelikteki diğer dava dosyalarının da tespit edilip, mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, aksi halde özetlerinin duruşma tutanağına geçirilip, bu davayı ilgilendiren onaylı örneklerinin intikal ettirilerek sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
3- 5237 sayılı TCK'nun 53/3. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yeralan hak yoksunluğunun sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden, fıkranın tamamını kapsar biçimde yazılı şekilde karar verilmesi,
4-Adli emanette kayıtlı suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanması yerine TCK'nun 54. maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy