(5320 S. K. m. 8) (1412 S. K. m. 311, 321) (7201 S. K. m. 21) (5237 S. K. m. 43, 204)
Dava: Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde bulunulması halinde, inceleme mercii Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğu ve sanık müdafiinin 27.2.2013 tarihli dilekçesiyle eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunduğu anlaşıldığından yerel mahkemenin 28.2.2013 gün ve 2011/425 Esas, 2012/348 Karar sayılı eski hale getirme isteminin kabulüne dair ek kararı kaldırılarak, yokluğunda verilen karar, 15.1.2013 tarihinde 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebliğ edilmiş ise de, anılan maddede belirtilen "... adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir..." hususu yerine getirilmeden yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı cihetle, sanık müdafiinin öğrenme üzerine verdiği 27.2.2013 tarihli dilekçesinde belirttiği ve yerinde görülen eski hale getirme talebinin kabulüyle temyizinin süresinde olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1- Sanığın kendisiyle aynı isim ve soyadını taşıyan amcasının oğlu A. B.'ın kimlik bilgilerini kullanarak, sahte nüfus cüzdanı ve pasaport düzenlediği iddiasıyla açılan davada, 30.11.2010 tarihinde Gürbulak gümrük sahasında İran'a çıkış işlemleri yaparken beyan ettiği ve sonradan sahte olduğu anlaşılan tr-P/978765 numaralı pasaportunun üzerinde bulunan 4-5 adet giriş-çıkış damgalarıyla ilgili şüphe üzerinde pasaportunun incelemeye alındığı, ancak bu sırada sanığın olay yerinden kaçtığı, sanık hakkında yakalama emri çıkarıldığı ve 9.10.2011 tarihinde sanığın Bakırköy Kartaltepe Polis Merkezi görevlilerince yakalandığında üzerinde kendi fotoğrafı olan amcasının oğlunun kimlik bilgilerini içeren A. B. adına sahte düzenlenmiş nüfus cüzdanı ibraz ettiğine dair tutanak düzenlendiğinin anlaşılması karşısında; bahse konu nüfus cüzdanının akıbeti araştırılıp, bu hususta başka dava açılıp açılmadığı belirlenerek, ele geçirilmesi durumunda aldatma yeteneği de tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespiti gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
2- Sanığın suça konu nüfus cüzdanı ve pasaport ile pasaportta bulunan giriş çıkışa ait mühürlerin farklı tarihlerde yapıldığına ve kullanıldığına dair kanıtların nelerden ibaret olduğu tartışılarak, belgelerin farklı tarihlerde kullanıldıklarının tespiti halinde, her iki belge kullanımı arasında geçen süre de nazara alınarak eylemlerin 5237 Sayılı T.C.K.nun 43. maddesinde belirtilen bir suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme olarak gerçekleştirildiğinin kabul edilemeyeceği ve yenilenen kasıtlarla birbirinden bağımsız olarak gerçekleştirilen iki ayrı suçtan ceza verilmesi gerektiği, farklı tarihlerde kullanıldıklarının kanıtlanamaması halinde ise, 5237 Sayılı T.C.K.nun 43. maddesinin uygulanabilmesi için "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesinin" zorunlu olduğu, sahte giriş çıkış işlemlerinin farklı tarihlerde yapıldığının kanıtlanamaması halinde T.C.K.nun 43/1. maddesindeki zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, eylemin bütün halinde 5237 Sayılı Kanunun 204/1. maddesinde öngörülen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı ancak, sanığın güttüğü amaç ve saik, suç konusunun önemi, kastın yoğunluğu ve sahte işlem sayısı dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayini gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde suçun zincirleme şekilde işlendiğinin kabulüyle temel cezanın T.C.K.nun 43. maddesi uyarınca artırılması suretiyle fazla ceza tayini.
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 12.03.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy