Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 04/12/2013 gün ve 2013/18184/73464 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/12/2013 gün ve KYB.2013/387431 sayılı ihbarnamesi ile;
Açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan şüpheliler ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04/03/2013 tarihli ve 2012/153298 soruşturma, 2013/12763 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/06/2013 tarihli ve 2013/1368 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
Şikayetçinin, şüphelilerin kendisini 9.750.000 milyon USD borçlu gösteren bir belgeyi gerçeğe aykırı olarak tanzim etmeleri nedeniyle müsnet suçu işledikleri iddiası üzerine yürütülen soruşturma sonucunda suça konu senedin altındaki imzalı kısmın müştekinin eli ürünü olduğunun tespit edildiğinden ve taraflar arasındaki ihtilafın hukuki anlaşmazlık mahiyetinde olduğundan bahisle şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, müşteki ile şüpheliler arasında bu kadar yüksek miktarda para ilişkisini gerektirir ticari veya herhangi ilişki bulunup bulunmadığının ve tarafların sosyo-ekonomik durumlarının araştırılıp, şikâyetçinin iddiaları doğrultusunda şüphelilerin de savunmalarının tespit edildikten sonra, ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; şikayetçinin açık borç ikrarını içeren iddiaya konu belge altındaki imzanın şikayetçiye ait olduğu, açığa imzanın kötüye kullanılması iddiasının Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 24.03.1989 gün ve 1/2 sayılı kararında öngörüldüğü üzere, yazılı delille ispatı zorunlu olup, bu hususta sunulmuş bir delil de mevcut bulunmadığı, keza aynı olaya ilişkin yapılan önceki şikayet üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan vaki itirazın da reddedilerek kesinleştiği anlaşılmakla, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.03.2013 gün ve 2012/153298 soruşturma, 2013/12763 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.06.2013 gün ve 2013/1368 değişik iş sayılı kararında bir isabetsizlik bulunmadığı cihetle, kanun yararına bozma isteminin CMK.nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 12.03.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
ST
Full & Egal Universal Law Academy