MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
TCK'nun 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması, TCK'nun 267/1. maddesinde tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
TCK'nun 206. maddesindeki "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak" suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece sanığın beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.
TCK'nun 204. maddesindeki "resmi belgede sahtecilik" suçunun oluşabilmesi için ise yapılan sahteciliğin aldatıcılık kabiliyetinin bulunması gerekir. Yapılan sahteciliğin ilk bakışta anlaşılması halinde maddede düzenlenen suç oluşmaycaktır.
Somut olayda; hakkında gerçek kimlik bilgileri ile başka suçtan yakalama kararı bulunan sanığın görevliler tarafından şüphe üzerine yakalanıp kimliği sorulduğunda ... adına adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını görevlilere sunması biçimindeki eyleminde, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engelleyip başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği cihetle, 5237 sayılı TCK'nun 268. maddesindeki suçun unsurları oluşmayacağı, yine tutanağın görevlilerce yapılan kontrol sonrasında ve gerçek kimlik bilgileri ile düzenlenmiş olması nedeniyle TCK'nun 206. maddesindeki suçun da oluşmadığının, yine suça konu aslı dosya içerisinde bulunan sahte nüfus cüzdanı üzerinde mahkemece yapılan gözlem ve 14.11.2011 tarihli bilirkişi raporunda açıkça ön yüzdeki fotoğraf üzerinde mühür olmadığının belirtildiği halde iğfal kabiliyetini haiz olduğununun kabul edilmesine karşın Dairemiz heyetince yapılan incelemede, belgede yer alan fotoğraf üzerinde bulunması gereken soğuk mühür izinin mevcut olmadığının ilk bakışta anlaşılması karşısında; mevcut haliyle nüfus cüzdanı üzerinde yapılan sahteciliğin aldatıcılık niteliğinin bulunmadığı cihetle, resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmayacağının gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün belirtilen sebepten 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 20.06.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy