MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanıklardan ....’in, e-bildirge ile bilgisayar ortamında sahte işe giriş bildirgesi düzenleyerek, işyerinde çalışmayan sanığı sigortalı olarak gösterdiği ve bu suretle iştirak halinde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediklerinin iddia ve kabul olunduğu olayda; imza ve şifre ile bilgisayar ortamında işe giriş bildirgelerinin verilmesi eyleminde, sahte oluşturulmuş maddi ve somut bir belge olmadığı, eylemin bu hali ile TCK'nın 244/2. maddesinde yazılı "sisteme veri yerleştirme" suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç niteliğinde yanılgı ile yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
2-10.11.2007 olan suç tarihinin, gerekçeli karar başlığında “14.04.2011” olarak yanlış gösterilmesi,
3-Kabule göre;
TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.11.2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİDİR
Dairemizin 27/11/2017 tarih, 2015/8801 Esas, 2017/8230 Karar sayılı çoğunluk görüşüne aşağıda belirttiğim sebepten ek gerekçe ile muhalifim.
Sanığın 5237 sayılı TCK’nın 204/1, 62, 53, maddeleri ile 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Hükmün Açıklanması suretiyle kurulan Aksaray 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/04/2014 tarih 2013/647 Es 2014/225 Kr sayılı kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sanık hakkında aynı mahkemece 17/05/2012 tarih 2012/5 Es- 2012/383 Kr sayıyla verilen hükmün CMK’nun 231/6 ve devam maddeleri uyarınca açıklanmasına geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Deneme devresi içinde sanık hakkında Aksaray 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/11/2013 tarih 2013/462 Es 2013/549 Kr sayı ile 5237 sayılı TCK’nın 86/2, 29/1, 62, 53. maddeleri uyarınca doğrudan 500 TL APC ile cezalandırılmasına ilişkin kesin olarak verilen hükme istinaden ilgili mahkemesine ihbarda bulunulduğu görülmüştür.
Kesin olarak verilen kararların olağan yargı yolu içinde temyiz incelenmesine konu edilmesi mümkün değildir. Ancak şartların varlığı halinde kanun yararına bozma suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi mümkündür. Dolayısıyla etkin bir yargısal denetime tabi olmayan kesin hükümlerin hükmün açıklanmasına dayanak alınması mümkün değildir. Bu durum iç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesine güvence altına alınan Masumiyet Karinesinin ihlali niteliğindedir.
Bu sebeplerle anılan mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne değişik gerekçeyle muhalifim. 27/11/2017
Full & Egal Universal Law Academy