MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
1- Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 07.02.2006 gün ve 11/12 sayılı kararında da açıklandığı üzere; uyarlama yargılaması sonunda verilen ve temyize konu olan kararın, sonradan yürürlüğe giren yasaya göre kurulacak mahkumiyet hükmünün gerekçesinde, 5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 230. maddesine uygun biçimde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, ceza yasasında öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve cezaya mahkumiyet yerine ya da yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, cezanın ertelenmesine veya adli para cezası ya da tedbirlerden birine çevrilmesine, ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına yahut bu hususlara ilişkin istemlerin reddine dair dayanaklar ile önceki hükümdeki yargılama giderleriyle varsa vekalet ücretinin infazda doğabilecek kuşku ve duraksamaları gidermek üzere aynen gösterilmesi gerektiği, temyize konu kararda anılan hususlar değerlendirilmeden gerekçesiz hüküm kurulması suretiyle Anayasanın 141, CMK.nun 34, 230 ve CMUK. nun 308/7. maddelerine aykırı davranılması,
2. Kabule göre de;
a. 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinde yer alan “lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” hükmü karşısında, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK. nun bütün hükümlerinin olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın tespiti ve müteakiben cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin tedbir, erteleme ve hapis cezasının yasal sonucu olarak belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hususları düzenleyen 647 sayılı Yasa, 765 sayılı Yasanın anılan konuya ilişkin hükümleri ile 5237 sayılı Yasanın 50 ve devam eden maddelerinin karşılaştırılması suretiyle lehe hükmün denetime olanak verecek şekilde gerekçe bölümünde tartışılıp sonucuna göre lehe yasanın belirlenmesi gerekirken, bu ilkelere uyulmadan denetime olanak vermeyecek şekilde yazılı şekilde hüküm tesisi,
b. Sanık hakkında “resmi evrakta sahtecilik” suçunda uygulanan 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesinde öngörülen ceza 2 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis cezası olup, 5237 sayılı TCK' nun 204/1. maddesinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası olarak lehe düzenleme yapıldığı, 765 sayılı TCK'nun 29. maddesinde yer alan ölçütlerin 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesinde bu suçla ilgili olarak değişmediği, mahkemece, uyarlamaya konu hükümde, 765 sayılı Yasa uygulanırken 2 yıldan 8 yıla kadar olan alt ve üst sınır ceza içinden 3 yıl hapis cezasının tercih edildiği, 5237 sayılı Yasa ile üst sınırın aşağı çekilmesi nedeniyle yasa koyucunun lehe yaptığı düzenleme de gözetilerek, 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesi ile tayin edilecek cezanın 765 sayılı TCK.nun 342/1. maddesi gereğince tayin edilen 3 yıl hapis cezasından daha az olması gerektiği gözetilmeden 5237 Sayılı TCK'nın 204/1. maddesi uyarınca sanık hakkında temel cezanın 3 yıl olarak belirlenmesi,
c. Sanığın ... İlçesi Mal Müdürlüğü'ne ait çek yapraklarından bir tanesini ele geçirip, doldurarak bankaya tahsili için ibraz etmesi üzerine, banka görevlilerince sahteliğin farkedilerek herhangi bir ödememe yapılmaması şeklinde gerçekleşen eyleminin, sahtecilik suçu yanında, 5237 Sayılı TCK'nın 158/1-e-f ve 35/2. maddelerine göre nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturacağı ve 5377 sayılı Yasanın 19. maddesiyle 29.06.2005 tarihinde yapılan değişiklikten önce, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-e-f. maddelerinin cezasının iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası olduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülmek ve gerekçe kısmında hapis cezasının alt sınırı üç yıl olarak kabul edilmek suretiyle uygulama yapılması,
d. Kesinleşen hükümdeki yargılama giderlerine uyarlama kararında da aynen yer verilmesi gerektiği gözetilmeden kesinleşen hükümdeki yargılama giderlerine hükmolunmaması,
e. 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, hükümlü ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy