MAHKEMESİ :İnfaz Hakimliği
SAYISI : 2017/318 (E), 2017/313 (K)
İNCELEME KONUSU KARAR : Denetimli Serbestlik Kararının Kaldırılmasına
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan Bafra 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2016 tarihli ve 2016/313 Esas, 2016/512 Karar sayılı kararı ile 2 yıl hapis cezasına hükümlü ...'in, bu cezasının infazı sırasında, cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına ilişkin Bafra İnfaz Hâkimliğinin 23.12.2016 tarihli ve 2016/2639 Esas, 2016/2637 Karar sayılı kararını müteakip, hükümlünün denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden bahisle denetimli serbestlik kararının kaldırılması ile kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine dair Bafra İnfaz Hâkimliğinin 17.02.2017 tarihli ve 2017/318 Esas, 2017/313 Karar sayılı kararı ile ilgili olarak;
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 94660652-105-55-21434-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.02.2025 tarihli ve 2025/11068 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.02.2025 tarihli ve 2025/11068 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, hükümlü hakkında Bafra İnfaz Hâkimliğinin 23.12.2016 tarihli ve 2016/2639 Esas, 2016/2637 Karar sayılı kararı ile hakkında koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak sureti ile infazına karar verildiği ve bu kapsamda cezasının infazının devam ettiği, hükümlünün infaz sürecinin devamında denetim planı doğrultusunda imza, kamu hizmeti, seminer ve bireysel görüşme yükümlülüğü verildiği, ancak hükümlünün yükümlülüklere uymaması nedeniyle 12.01.2017 tarihli infaz işlemleri değerlendirme komisyonu kararı ile uyarılmasına karar verildiği ve uyarı yazısının hükümlüye 20.01.2017 tarihinde tebliğ edildiği, hükümlünün 13.01.2017 tarihinden itibaren kamu hizmeti, 23.01.2017 tarihinde ise bireysel görüşme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiği, dolayısı ile 5275 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A-6 maddesi gereğince kapalı ceza infaz kurumuna iadesine karar verildiği anlaşılmakla, uyarı yazısının hükümlünün en son bilinen '' ... Mah. ... Sok. No: .../... '' adresi yerine ''... Mah. ... Sk. No:8/1 İç Kapı No:... .../... '' adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi uyarınca tebliğ edilmesi nedeniyle ısrar şartının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları;
(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.
2. 7201 sayılı Kanun'un "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 10 uncu maddesinin birinci ve fıkralarına göre;
"Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.
(Ek fıkra: 11.1.2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır."
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği öncelikle, hükümlünün bilinen en son adresi esas alınarak kararın tebliği yoluna gidilmesi, 7201 sayılı Kanun'un "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca bu adrese tebligat çıkarılıp söz konusu tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 10 uncu
maddesinin ikinci fıkrası gereği en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca MERNİS adresi esas alınarak tebliği yoluna gidilmesi gerekmektedir.
4. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği, muhatabın bilinen en son adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi veya MERNİS adresinin bilinen adresten farklı olması hâlinde MERNİS adresine “MERNİS” şerhi düşülerek 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca doğrudan tebligat çıkartılması gerekmektedir.
5. Somut olayda, hakkında şartla tahliye tarihine kadar olan cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilen hükümlünün Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından hazırlanan denetim planına uymadığı, yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonu tarafından 12.01.2017 tarihli ve 2017/46 karar sayılı yazı ile uyarılmasına karar verildiği, uyarı yazısının hükümlünün 26.12.2016 tarihinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne bildirdiği ve bilinen son adresi esas alınarak tebliğe çıkartılması gerekirken başka bir adrese çıkartıldığı ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmakla, yapılan tebligatın usulsüz olmasına rağmen geçerli olduğu kabul edilerek, hükümlünün denetimli serbestlik dosyasının yükümlülük ihlali nedeniyle kapatılarak Ceza İnfaz kurumuna gönderilmesine dair İnfaz hakimliğince verilen karar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Bafra İnfaz Hâkimliğince verilen 17.02.2017 tarihli ve 2017/318 Esas, 2017/313 Karar sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,13.03.2026 tarihinde karar verildi.