(775 S. K. m. 21)
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 5. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 21.2.1975 gün ve 607/43 sayılı hükmün bozulmasını mutazammım daireden sadır olan 5.5.1975 gün ve 4534/4506 sayılı kararın süresi içinde tashihen tetkiki davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla bittetkik gereği düşünüldü:
Dünyanın bir çok ülkelerinde olduğu gibi, çeyrek yüzyıldan beri Türkiye´de dahi ağırlığını her geçen gün daha çok artıran, nüfus ve imar ve öteki yönlerde büyük kentlerin yapısını hızla değiştiren bir gecekondu sorununun var olduğu kuşkusuzdur.
Gecekondu sorunu da öteki sorunlarda olduğu gibi karşılıklı çıkarların şiddetle çatıştığı bir alandır.
Bir yanda taşınmazı gecekonduların istilasına uğrayan yer sahibi mülkiyet hakkının korunmasını, öte yanda köyünden koparak kentte çeşitli zorluklar içinde yaşamını sürdürmek için savaşan gecekondu sahibi ise kendisine öncelik tanınmasını istemektedir.
775 sayılı kanun ülkemizdeki gecekondu salgınını önlemek amacıyla çıkarılmıştır. Bu kanunla gecekondu yapımının önlenmesi yoluyla dolaylı olarak yer sahibinin mülkiyet hakkının korunması istenilmiş ve «mevcut gecekonduların Islahı ve tasfiyesi» yolundaki çalışmalarla fiili durumun hukuk düzeni içine alınması ve gecekondu sahibine yasal olanaklar sağlanması öngörülmüştür. Zıtların telif edilmesindeki zorluk açıktır. Bu konu ile ilgili düzenleme ve uygulamalarda sakal ile bıyık arası tercih yapmak durumunda olan bir kimsenin karşılaştığı güçlüklerin varlığı inkar edilemez.
Bu nedenle özel bir yasa olan 775 sayılı kanunda medeni kanun ve öteki kanunlara aykırı düşen bazı hükümler vardır. Sözü geçen kanunun 41. maddesi muhtelif kanunlar arasındaki bu çatışmayı göz önünde tutmuş, uygulamalarda kuşkuya düşülmesini önlemek amacıyla temel ilkeyi tekrarlayarak «bu kanunun uygulanması gereken yerlerde» öteki kanunların «bu kanuna aykırı» hükümlerinin uygulanamayacağını kesinlikle açıklamıştır.
Burada 775 sayılı kanunun, genel hükümlere ve öteki kanunlara aykırı düşen yönlerini birer birer saymak zorunluluğu yoktur. Gecekondu Kanununun 21/b. maddesinin, Medeni Kanunun 648 ve sonraki maddelerine aykırı düştüğü şüphesizdir. 648. madde uyarınca, arsa sahibinin rızası olmadan ve bir başkası tarafından yapılan yapının aşırı zarara yol açmadığı durumlarda «yıkılması» istenebilir. 775 sayılı kanunun 21. ve buna bağlantısı olan öteki maddelerinde yazılı koşulların gerçekleştiği hallerde ise gecekondunun «yıkılmaması» kabul edilmiştir. Böylece özel kanunun müdahalesiyle genel hüküm uygulanması önlenmiş, fiili durum sınırlı olarak 775 sayılı kanunun himayesine girmiş bulunmaktadır.
Kanun hükümleriyle ilgili bu açıklamalardan sonra davaya konu olan olayın daha kolay bir şekilde incelenmesi ve isabetli olarak değerlendirilmesi olanağı sağlanmış bulunmaktadır. Şöyle ki:
Belediyenin 27.2.1975 günlü cevabında nizalı parselin bulunduğu 3957 adanın, tasdikli 711 sayılı «gecekondu Islah bölgesi» sınırları içinde kaldığı belirtilmiştir. Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerindeki gecekondu yıkılmamış, bedeli karşılığında davacı yer sahibine temlik edilmiştir.
Mahkeme temlike karar verirken 775 sayılı kanunu değil, Medeni Kanun hükümlerini uygulamıştır. Yukarıdaki açıklamalar ise gecekondu ıslah ve tasfiye bölgeleri içinde kalan yapıların mukadderatının 775 sayılı kanunun 21. maddesi ile buna bağlı öteki maddeler uyarınca incelenmesini öngörmektedir.
Gecekondu, 775 sayılı kanunun 21. maddesinde yazılı koşulların varlığı takdirinde yıkılmayacak, yapı sahibi olan kişinin yararlanmasına bırakılacaktır. Gecekondu yıkıldığı veya yararlanan kimse dışarı çıkarıldığı takdirde bir aile barındığı yuvadan atılmış ve açıkta bırakılmış ve çok yönlü bir Yasa olan 775 sayılı kanunun sosyal amacının gerçekleşmesi önlenmiş olacaktır.
Genel hükümlere göre yer sahibine temlik takdirinde yukarıdaki sonuç değişmeyecek, yapıyı temellük eden yer sahibi gecekonduyu yıkmak veya içindekini dışarı atmak olanağını bulacaktır.
Hal böyle olunca mahkemenin yapacağı iş, davalıya ait gecekondunun durumunu 21. madde ile buna bağlı öteki maddeler uyarınca incelemek, bu maddelerde yazılı koşulların gerçekleştiği hallerde arsa sahibinin kal isteğini reddetmekten ibaret olacaktır.
Sonuç: Mahkemece bu yönler göz önünde tutulmadan yapının yer sahibine temlikine karar verilmesinin doğru olmadığı bu kez yapılan inceleme sonunda anlaşıldığından davalının düzeltme isteğinin kabulüne, mahkeme kararının temlike ilişkin bulunan kısmının da yukarıda yazılı düşüncelerle HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA 25.11.1975 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy