(406 S. K. m. 13, 14)
Taraflar arasındaki davada: Davacı, tapulu taşınmazından istimlaksiz ve rızası hilafına telefon direkleri dikip telefon hattı geçirerek ve ağaçlarının dallarını keserek müdahale eden davalının müdahalesinin men´ini ve hattın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı, 406 sayılı Kanunun 14. maddesine göre telefon hattı geçirmek için istimlaka ve muvafakate lüzum yoktur, definde bulunmuştur.
Mahkeme, 406 sayılı Kanunun 13 ve 14. maddeleri muvacehesinde hat çekildiği anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Bu karar süresinde davacı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenip gereği düşünüldü.
406 sayılı Kanunun 14. maddesi, Hükümete, kişilerin taşınmazları üzerinde telgraf ve telefon tesisleri kurmak yetkisi tanımıştır.
Kanunun idareye verdiği bu yetki sınırsız değildir. Yukarıda sözü edilen maddenin 2. cümlesinde yapılan tesislerin mal sahibinin kullanma ve yararlanmasına engel olmaması yönü öngörülmüştür. Bu duruma ters düşen bir uygulamaya yer verildiği takdirde mülkiyet hakkının malike sağladığı kullanma yetkisi önlenmiş, hakkın özü zedelenmiş olur.
Kanun koyucu, kişinin taşınmazına, bir kaç telgraf veya telefon direği dikilmesinin ancak hiç bir zarar doğurmayacağı ve malikin kullanma yetkisini önleyemeyeceği halleri öngörmüştür.
İdare, bu çizgiyi aşmayan durumlarda, kişinin taşınmazına telgraf veya telefon direği dikebilir ve hat çekebilir, karşılık ödemeden yararlanabilir. Ama idareye ait tesislerin mal sahibinin yararlanmasına engel olduğu, verilen zararın «laşey» olmaktan öteye gittiği, göz yumma sınırlarını aştığı hallerde, idarenin sınırsız tasarruf yetkisinden söz etmek olanağı yoktur. Kanunun idareye tanıdığı yetkinin yukarıda açıklanan sınırlar içinde kısıtlanmış bulunduğu kuşkusuzdur. Tesislerin kişiye ölçülebilir bir ekonomik zarar verdiği ve kullanma yetkisini açıkça önlediği durumlarda idarenin 406 sayılı Kanunun 14. maddesinden yararlanma olanağı bulunduğu ileri sürülemez.
Olayda telefon hattı davacının elma bahçesinden geçirilmiş, hattın geçirilmesi sırasında 17 yaşlarındaki 4 elma ağacının ana dallan ikişer metre uzunluğunda kesilmiştir. Dalların bu suretle kesilmesi sonunda davacının her yıl 40 kilo eksik ürün almak durumuna düştüğü, kesilen dalların daha 13 yıl mahsul vermesi olasılığı bulunduğu, bu yüzden uğranılan zarar tutarının 1040 liradan ibaret olduğu bilirkişi tarafından saptanmıştır.
İdarenin karşılığını ödemeden kişiye külfet yüklemesi, müsamaha sınırlarını aşan bir zarar vermesi, mal sahibinin kullanma ve yararlanma yetkisini açıkça kısıtlamak olanağı bulunmaması nedenleriyle davanın kabul edilmesi gerekli iken kanuna yanlış anlam verilmek suretiyle reddedilmesi doğru değildir.
Sonuç: Hükmün yukarıda yazılı nedenlerle HUMK. nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın iadesine 24.04.1975 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy