(743 S. K. m. 931)
Taraflar arasındaki tapu iptali davasının yapılan muhakemesi sonunda Bakırköy İkinci Asliye Hukuk Hakimliği'nden 24.12.1979 gün ve 115/678 sayılı, davanın reddine dair verilen hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz olunmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Dava konusu pafta 17 ve 506 parsel sayılı taşınmaz 1953 yılında davalının miras bırakanı Hasan'a 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Yasasına göre, borçlandırma suretiyle verilmiş ve tapulamaca da bu nedenle muris Hasan adına tespit edilmiştir.
Kayıt maliki Hasan'ın, 1958 yılında ölümünden sonra bir kısım mirasçıların açtıkları ortaklığın giderilmesi davası sonunda, satış suretiyle ortaklığın giderilmesine dair verilen karar, temyiz edilmeksizin kesinleşmiş ve ihalenin terekede 1/6 pay sahibi bulunan davalının üzerinde kalması nedeniyle taşınmaz 21.10.1967 tarihinde takyitsiz olarak davalı adına tescil edilmiştir.
Oysa, 4753 sayılı Yasa, 54 ve 58. maddelerinde kendilerine arazi verilen çiftçilerin söz konusu arazi üzerinde, borç daha evvel ödenmiş olsa bile, borçlanma tarihinden başlayarak 25 yıl süre ile temliki tasarrufta bulunmalarını yasakladığı gibi, çiftçinin ölümü halinde de yasanın birinci maddesinde ifadesini bulan amaçları sağlayabilmek üzere mirasçılar hakkında bu yerdeki mülkiyet haklarını kullanmalarına ilişkin olmak üzere, 59. maddesinde 54 ve 58. maddelere ek olarak ayrı bir tahdit getirmiştir.
Anılan Yasanın benimsediği genel ilkeler doğrultusunda bakıldığında yasa koyucunun 59. maddede kendisine toprak verilen çiftçinin ölümü halinde mirasçılarının öncelikle bu araziyi iştirak halinde işletmelerini amaçladığı, ancak idare hususunda bir temsilci seçmelerini, bunu seçemedikleri takdirde sulh hakimliğince mirasçılar arasından reşit ve yeterliklisinin seçilmesini ve her halde borçlanma tarihinden başlayarak 25 yıl geçmedikçe ortaklığın giderilmesinin istenemeyeceğini öngördüğü anlaşılmaktadır.
Bu durumda dava konusu taşınmazın niteliği itibariyle üzerindeki mülkiyet hakkının kullanılmasında mevcut takyitler kanundan doğmaktadır.
Mülkiyetin, kanuni takyitlerinin tapu siciline kayda hacet olmaksızın geçerli olacağı da kuşkusuzdur.
Kaldı ki, ortaklığın giderilmesi davası sonucu dava konusu yeri ihaleden iktisap eden davalı, temel kayıt maliki Hasan'ın mirasçısıdır ve çekişme konusu yerin 4753 sayılı Yasa uyarınca takyitli olduğunu bilmediğini ileri süremeyeceği gibi; taşınmazı ihaleden satın aldığı iktisapta iyi niyetli olduğu ve M.K.nun 931. maddesinin koruyuculuğu altında bulunduğu da söz konusu olamaz.
Hal böyle olunca davanın kabulüne karar verilmek gerekirken yazılı olduğu üzere davalının iktisabını geçerli sayan yasal olmaktan uzak ve benimsenmesine imkan görülemeyen düşünceyle davanın reddedilmesi isabetsizdir.
Yerinde görülen davacı idarenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin harcın iadesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy