(1086 S. K. m. 428, 437)
Dava: Taraflar arasındaki davada; davacı, belediye ve yol içinde kalan dükkân karşılığı verilen yerin tamamını 40 yıla yakın bir süreden beri tasarruf etmekteyken bu yerin 318 ada, 31 parselde yarı payı davalılar murisi adına tescil olunduğundan yarı paya ait kaydın iptalini adına tescilini istemiştir.
Davalılar, yarı pay mâliki Ümmügülsüm'ün payını davacıya hibe ettiğini davacının ancak yarı payda hakkı bulunduğunu, zamanaşımı olduğunu söylemişlerdir.
Davacı taşınmazın yarı payına sahip olduğu anlaşıldığından davanın reddine dair verilen kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla dosya tetkik olunarak gereği düşünüldü;
Karar: Davacının bağış yoluyla iktisap ettiği nısıf dükkâna ait Haziran 1945 tarih ve 55 no'lu tapunun geldisi, yine nısıf dükkâna ait olduğu belirtilen Kânunievvel 1308 tarih 20 no'lu kayıttır.
Davalının dayandığı Şubat 1337 tarih ve 50 no'lu tapu da keza nısıf dükkân için tesis edilmiştir.
Nısıf dükkân, nısıf tarla, nısıf bağ yeri ... gibi terimler bir taşınmazın ortak mülkiyet konusu olduğunu, böyle bir tapuya dayanan kişinin taşınmazda 1/2 pay sahibi bulunduğunu göstermez. Hukukumuzda "nısıf" bir bütünden ayrılan ve bağımsızlık kazanan iki yarımdan birini anlatmak amacıyla kullanılan teknik anlam taşıyan bir sözcüktür.
Açıklanan bu duruma göre taraf tapuları birbirlerini sınır gösteren ancak nısıf dükkân sözcükleriyle ifade olunan müstakil iki ayrı dükkân için tesis edilmiştir.
Taraflara ait iki ayrı dükkânın belediyece genişletilen yol içinde kalmış olmasından ötürü davacıya kendi dükkânına karşılık dava konusu 318 ada 31 parselin ait olduğu dükkân yeri verilmiştir.
Davalılara da yine kendi dükkânlarına karşılık 317 ada, 43, 44, 45 parsel sayılı yerler verilmiş ve adlarına tescil olunmuştur. Davalılara verilen bu parseller sonradan kamulaştırma sonucu Belediyeye geçmiştir.
Davacıya kendi dükkânına karşılık verilen yer kadastroca tesbit ve tescil olunurken davacı kaydındaki nısıf dükkân sözcüğü gözönünde tutularak 318 ada 31 parselin yarı payının davacı, yarı payının da davalıların murisi Mustafa B. adlarına tescil edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda:
Mahkemece yukarıda belirtildiği üzere nısıf dükkân sözcüğünün, bir bütünden ayrılan ve bağımsızlık kazanan ayrı, müstakil bir taşınmazı anlatmak amacıyla kullanılan teknik bir terim olduğu düşünülerek davanın kabulü gerekirken yazılı olduğu üzere reddine karar verilmesi isabetli değildir.
Sonuç: Temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün yukarıda anılan nedenden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, gelen temyiz edenler vekilleri için 1.400'er lira duruşma vekalet ücretinin temyiz edilenlerden tahsiline, peşin harcın iadesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy