(3402 S. K. m. 12, 40) (766 S. K. m. 81)
Yanlar arasında görülen davada;
Davacı kooperatif, maliki bulunduğu 4 parça taşınmazın yetki verilmeyen yönetim kurulunca genel kuruldan onay da alınmadan çok düşük bedelle iyi niyetli olmayan davalılara satış suretiyle temlik edildiğini ileri sürerek tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, yasal süresi içerisinde duruşmalı inceleme yapılması isteği ile davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; dosya incelenerek, gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki, davaya konu 145, 155, 417, 422 parsel sayılı dört parça taşınmazın, davalılara temlikinden önce tapulama tespitinin yapıldığı, itirazlar nedeniyle tespitin kesinleşmediği, satışın revizyon gören kayıtlar üzerinden yapıldığı ve mahkemece dahi tapulamaca oluşturulan tapuların değil; davalılar adına intikal gören revizyon kayıtlarının iptal ve tesciline karar verildiği tartışmasızdır. Bu yön yanlarında kabulündedir.
Hemen belirtmek gerekir ki, iptal ve tescili istenen kayıtlar tapulama tespitinde revizyon görmekle elde mevcut (tüm resmi işlemlerde değer verilmesi gereken) tapu olma niteliğini yitirir ve bundan sonra 766 sayılı Yasanın 81 ve 3402 sayılı Yasanın 40. maddelerinde öngörülen ayrık durum hariç temliki tasarruflarda nazara alınamaz. Ancak, yazılı kanıt olarak değerlendirilebilir.
Nitekim, davalılara temlikin gerçekleştirildiği 13.6.1985 tarihinde yürürlükte olan 766 sayılı Yasanın 81. maddesinde Birliklerde tapulamaya başlandıktan sonra akit ve tescil işleri ile her türlü işlemler, gayrimenkullerin o andaki tapulama tesbit durumu Tapulama Müdürlüğünden sorularak alınacak karşılık bilgiye göre tapu idarelerince yapılır ve kayıt örnekleri derhal Tapulama Müdürlüğüne gönderilir.
Tapulama tespiti kayıt sahibi veya mirasçılarından başkası adına yapılmış ve kesinleşmemiş ise tapulama sonucunu beklemeleri gerektiği ilgililere tebliğ olunur. Ancak ilgililer tapulama neticesinde hasıl olacak kesin durumu kabul edeceklerini noterde tanzim edilmiş belge ile veya tapu memuru huzurunda tespit olunacak ifadeleriyle beyan ederek akdin, tescilin veya sair işlemin yapılmasını isterlerse o işlemler tapu idaresince yapılır ve keyfiyet derhal tapulama müdürlüğüne bildirilir... hükmüne yer verilmiş ve bu düzenleme hükümden önce 9.10.1987 günü yürürlüğe giren 3402 sayılı Yasanın 40. maddesiyle de aynen benimsenmiştir.
Somut olayda, davalılar, çekişmeli taşınmazlara ilişkin tapulama tespiti itirazlı iken iktisapta bulunduklarına göre satışın anılan 81. maddenin ikinci fıkrası uyarınca gerçekleştirilmesi gerektiği açıktır. 0 halde, 766 sayılı Yasanın 81/2. maddesi uyarınca yapılmış bir temlik işleminin bulunup bulunmadığının araştırılıp soruşturulması, tapulama tespitine vaki itiraz sonucunun beklenmesi zorunludur. Ayrıca, davada dayanılan maddi ve hukuki olgular karşısında Ağır Ceza Mahkemesine ait dosyada getirilip içeriğinin kanıt niteliği ve gücü yönünden değerlendirilmesi gerekir.
Hal böyle olunca değinilen hususları içermeyen noksan soruşturmaya dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir. Davalılar vekillerinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.5.1989 gününde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 100.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden tahsiline ve peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.07.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy