(3402 S. K. m. 12/3, geçici m. 4/3)
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle; dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacının tapuya dayanarak 2613 sayılı Yasa uyarınca yapılan tahdit ve tespitin iptali isteği ile açtığı eldeki dava mahkemece; (... 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçirilmesinden sonra açıldığı) gerekçesi ile reddedilmiştir. Gerçekten, 766 ve 2613 sayılı Yasaları yürürlükten kaldıran 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde; "tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı" hükme bağlanmış ve böylece 2613 sayılı Yasa uyarınca yapılan tahdit ve tespitler yönünden uygulanabilme olanağı olmayan on yıllık hak düşürücü süre yeni Yasanın kapsamına alınmıştır. Ne var ki, geçici 4. maddesinin 3. bendinde, "2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu ile diğer kanunlar gereğince özel kadastrosu yapılan ve tutanakları kesinleşmiş bulunan taşınmazlar için on yıllık hak düşürücü süre geçmiş ise, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde hak sahiplerinin dava açabilecekleri" belirtilmiştir. Eldeki davaya konu taşınmazın 2613 sayılı Yasa hükümleri uyarınca tahdit ve tespite tabi tutulduğu, davanın 6.10.1988 tarihinde ek bir yıllık süre geçirilmeden açıldığı açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, işin esasının incelenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere davanın reddedilmesi isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 19/03/1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy