(743 S. K. m. 931) (1580 S. K. m. 83) (2886 S. K. m. 6)
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan iptal, tescil davasının yapılan yargılamasında, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, temyiz isteğinin, süresinde verildiği anlaşıldıktan sonra, dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararı:
Davacı Belediye; dava konusu 241, 249, 251 ve 253 parsellerin encümen kararı ve 2886 sayılı Yasaya göre ihale ile önce dava dışı Satılmış ile Mustafa'ya satıldığını, onlarında bu taşınmazları eski belediye başkanının eşi olan davalı Sevim'e sattıklarını, bu işlemlerin tümünün yolsuz olduğunu, iptal ve yeniden Belediye adına tapuya tescilini istemiş, davalı ise taşınmazları tapudan iyi niyetle satın aldığı savı ile M.K.nun 931. maddesinin koruyuculuğu altında bulunduğunu, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, yerel mahkeme ise davanın kabulüne karar vermiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, 1580 sayılı Belediye Kanununun 83. maddesinde Belediye Encümeninin görevleri sayılmış olup, bunlar arasında taşınmaz mal satışlarına karar verme yetkisi bulunmamaktadır. Bu itibarla belediyelere ait taşınmaz malların satılmasına ancak belediye meclisleri karar verebilir. Değinilen ilke yönünden gerek adli, gerek idari yargı kararları tam bir görüş birliği içerisindedir.
Öte yandan, 2886 sayılı Devlet İhale Yasasının 6. maddesinde ihaleye katılamayacak olanlar açıkça belirtilmiştir. Madde metnine göre, Devlet İhalelerine katılamayacak olanlar;
1- İhaleyi yapan idarenin ita amirleri ile ihale işlemlerini hazırlamak, yürütmek, sonuçlandırmak ve denetlemekle görevli olanlar ve bu şahısların eşleri ve ikinci dereceye kadar (ikinci derece dahil) kan ve sıhri hısımları ile bunların ortakları,
2- Bu kanun ve diğer kanunlardaki hükümler gereğince kamu ihalelerine (geçici veya sürekli olarak) katılmaları yasaklananlar, denerek doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki esastan hareketle düzenlenmiştir.
Kuşkusuz, yasaklanan kişi ya da kişiler adına muvazaalı olarak ihaleye girildiği Saptandığı takdirde de yukarıda açıklanan buyurucu yasa hükümleri uygulama yeri bulabilecektir. Hal böyle olunca; öncelikle çekişmeli taşınmazların satışına ilişkin satış öncesi ve sonrası tüm belge örneklerinin, özellikle 23.1.19990 gün ve 11 nolu Belediye Meclisinin olağanüstü toplantısına ilişkin karar ile yine bu kararda belirtilen anılan meclisin 11.5.1989 gün ve 3 sayılı ve yine aynı meclisin 23 (veya 28)12.1989 gün ve 10 nolu karar örneklerinin dosyaya getirtilerek satışa imkan veren meclis kararının bulunup bulunmadığının açıkça saptanması, bu saptamada yapılmakta olan idari bir soruşturma varsa onunda sonucunun beklenmesi, satışa imkan veren Belediye Meclis kararının varlığının anlaşılması halinde, 2886 sayılı Yasanın yukarıda belirtilen buyurucu hükümlerine ve muvazaalı ihaleye girme iddiasına cevap verecek kapsamda yeterli bir soruşturma yapılması, böylece belediyenin taşınmazlarının satışına ilişkin işlemlerin 1580 ve 2886 sayılı Yasa hükümlerine uygun düşüp düşmediğinin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması ve ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, soruşturma tümüyle tamamlanmadan yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davalı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy