(3083 S. K. Geç. m. 1) (1086 S. K. m. 275, 428)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan tazminat davasının yapılan yargılamasında, Mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacılar tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle: duruşma günü olarak saptanan 8.2.2000 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Hazine vekili Av. Gülan Tankut ve Tarım Reformu Genel Müd. vekili Av. Ahmet Atilla geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, davalıya ait bir kısım taşınmazların Mülga l757 sayılı yasa uyarınca Tarım Reformu Genel Müdürlüğü adına kamulaştırılıp, Hazine adına tescil edildiğini, daha sonra l.l2.l984 tarihinde yürürlüğe giren 3083 sayılı yasanın geçici 1. maddesi hükmüne göre davalıya bazı taşınmazların iade edildiğini, ancak iade yapılırken hesap ve tahvil hatası sonucu davalıya fazla arazi verildiğinin saptandığını, ancak fazla verilen taşınmazların üçüncü kişilere satıldığını ileri sürerek tazminat isteğinde bulunmuştur. Davaya müdahil sıfatı ile katılan Toprak ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğü de aynı iddiayı tekrarlamıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, l757 sayılı yasa uyarınca yapılan komisyon evrakı, alınan iade kararına ilişkin tüm evraklar ve tapu kayıtları getirtilip mahallinde keşif yapılmış, 3 bilirkişiden rapor alınmış, bu bilirkişiler raporuna bağlı kalınarak davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, bilirkişi raporu tarafların iddia ve savunmalarını karşılayacak biçimde olmayıp, tamamen soyut niteliktedir.
Böyle yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi ve adil bir sonuca ulaşılması olanaksızdır.
Hal böyle olunca, mahallinde konunun uzmanı, toprağın fiziki durumu, verim ve kalitesini bilecek durumda olan 3 uzman bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılması; öncelikle davalıdan 1757 sayılı yasaya göre komisyon yoluyla alınan taşınmazın, daha sonra 3083 sayılı yasa uyarınca kendisine iade edilen dava konusu taşınmazların toprak yapısı, verimlilik durumları ve nitelikleri itibariyle ayrı ayrı tetkik ettirilip karşılaştırılması yaptırılarak, hangi gurup arazi vasfında olduğunun açıklığa kavuşturulması ve buna göre davalıya verilen arazinin niteliğinde ve miktarında bir hatanın bulunup bulunmadığının kesin olarak saptanması; fazlalık varsa dava tarihindeki değerinin belirlenmesi; bundan sonra bir karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Açıklanan hususlara açıklık getirmeyen yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması isabetsizdir. Davacıların temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün belirtilen nedenlerden ötürü HUMKnun 428. maddesi gereğince bozulmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.5.1999 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekilleri için 65.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına 08.02.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy