(1086 S. K. m. 409, 415)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sırasında engeli nedeniyle gelemeyen davacı vekili mazeret (özür) dilekçesi göndermiş, mazeret mahkemece kabul edilip masraf verilmediğinden duruşma gününün kalemden öğrenilmesine denilerek, duruşma l3.5.l999 tarihine bırakılmıştır.13.5.l999 tarihli duruşma ise davacı vekilinin yokluğunda yapılıp, dosya HUMKnun 409.maddesi gereğince yenileninceye kadar işlemden kaldırılmış, 2l.8.l999 tarih, 498/4l6 sayı ile de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Burada irdelenmesi ve değerlendirilmesi gereken husus; bir davanın duruşmasına gelmeyen davacı ya da vekili tarafından mazeret dilekçesi verildiğinde mahkemece izlenecek yolun ve yapılacak işlemin ne olduğudur. Bilindiği gibi; mazeret bildirimi ya reddedilir ve davalı taraf istediği takdirde duruşmaya devam edilir veya kabul edilerek duruşma ileri bir tarihe bırakılır. Mazeret kabul edildiği takdirde, yeni duruşma günü için pul verilmiş ise onunla, verilmemiş ise davalı taraftan alınmak ya da HUMKnun 4l5/2.maddesi uyarınca işlem yapılmak suretiyle mazeretli olan kişiye (ya da vekiline) bildirilir. Çünkü işin mahiyetine ve mahkemenin türüne göre bir yargısal işlem ancak ya tefhim veya tebliğ ile sıhhat kazanır.
Hemen belirtilmelidir ki, HUMKnda mazeret üzerine gelmeyen tarafın duruşma gününü mahkeme kaleminden öğrenmesi konusunda bir hüküm yoktur. O halde, mazeretli olduğu kabul edildikten sonra, duruşma günü kendisine bildirilmeyen tarafın yokluğunda karar verilemez. HGK nun bir kararında daha da ileri giderek, duruşmanın talikine dair talebi mahkemece kabul edilmiş olmakla, duruşma için tayin edilen günün usulüne tevfikan bildirilmesi icap eder. Dilekçede duruşma gününün kalemden öğrenileceğinin beyan edilmesi, bu usuli muamelenin ihmalini gerektirmez şeklindeki görüşü vurgulamıştır.(HGK. 6.4.l955 tarih l59l/l690 sayılı karar)
Kuşkusuz, mahkemeler yargılama yaparken çabuk ve en az masrafla sonuca ulaşmayı hedeflemek durumundadırlar. Ancak, sağlıklı bir karar vermenin zorunlu kıldığı usulü işlemlerin eksiksiz yerine getirilmesini de göz ardı etmemeleri gerekir.
Sonuç: Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan doğrultuda işlem yapılmadan yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir. Davacı vekilinin temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMKnun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 02.02.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy