(743 S. K. m. 618, 661)
DAVA VE Karar: Davacı, kayden paydaşı bulunduğu 142 parsel nolu taşınmazda A 9 nolu bağımsız bölüm maliki olduğunu, komşu A 8 nolu bağımsız bölüm maliki olan davalı tarafından yapılan eklentiler ile hava sirkülasyonunu önlemek, manzarasını kapatmak suretiyle taşınmazına el atıldığını ileri sürmüş, el atmanın önlenilmesini ve yıkım istemiştir.
Ne var ki, hükme esas alınan uzman bilirkişi raporu hükme yeterli değildir.
Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevler de yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 618. maddesinde "bir şeye malik olan kimse o şeyden onun dairesinde dilediği gibi tasarruf edebilir" hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 661. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini göz önünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Hal böyle olunca üç uzman bilirkişi aracılığıyla yerinde yeniden keşif yapılması yukarıda değinilen ilkeler gözetilerek zarar verici durumun saptanması giderilmesi gereken bir zararın varlığı saptandığı takdirde bunun hangi önlemlerle giderilebileceğinin belirlenmesi bunlardan en adil olanına hükmedilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazı yetindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMKnun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 12.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy