(818 S. K. m. 18)
Dava: Davacılar tarafından, davalılar aleyhine açılan iptal, tescil, tenkis davasının yapılan yargılamasında, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 20.11.2001 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili avukat İ. U. Geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vs. vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca yapılan soruşturma ve özellikle Adli Tıp raporu ile miras bırakan A. Ö.'nün çekişmeli taşınmazdaki payını devrettiği tarihte hukuki ehliyete sahip olduğu saptanmıştır. Ne var ki mahkemece davada muvazaa iddiasına da dayanıldığı ve bu iddianın doğruluğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak eldeki davanın davacılarından E. Y. ile diğer davacıların ara miras bırakanı A. H. 'nin aynı temliki işleme ( pay devrine )yönelik olarak önceden şufa hakkının tanınması davasını açtıkları, o davanın dilekçesinde temliki işlemin satış niteliğini taşıdığını vekillerin aracılığı ile mahkemeye bildirdiklerini. mahkemece de bedelli temlik işlemi iddiası doğrultusunda soruşturma yapılarak, şufa bedelinin belirlendiği ne var ki şufa davasının bedelin yatırılmaması nedeniyle reddedilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği sabit ve tartışmasızdır. Bunun yanı sıra şufa davasında bedelsizlik iddiası da ileri sürülmemiştir. Böylece satışın gerçek bir satış olduğu tarafların ve mahkemenin kabulüne alınmıştır.
Öyle ise önceden verilip kesinleşen hüküm karşısında pay satışını yapan muris Ayşe Özcan'ın ölümünden sonra işlemin mal kaçırmaya yönelik muvazaalı bir işlem olduğunun ileri sürülerek iş bu davanın açılması ve dinlenilmesi olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yanlış gerekçelerle yazılı olduğu üzere kabule karar verilmesi doğru değildir. Davalıların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.5.1999 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 65.000.0000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına ve peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 20.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy