(6831 S. K. m. 11)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine,1448 nolu parselin hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan 7000 m2 lik kısmının tapusunun iptali ile tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, iptali istenen bölümün 1976 yılında 1744 sayılı yasa uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, öncesinin tapulu olduğu, davanın 1994 yılında açıldığı, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Toplanan delilerden ve tüm dosya içeriğinden çekişmeli 1448 nolu parselin 475 nolu kadastro parselinden oluştuğu iddia edildiyse de buna ilişkin kayıtlar getirtilmediği için ne suretle oluştuğunun belli olmadığı,475 nolu parselin tapu kaydı esas alınarak 1957 yılında tapulamaca tespit 14.8.1962 gün 1958/287-1962/286 sayılı gezici arazi kadastro mahkemesi kararı ile tescil edildiği tespitin dayanağı tapu kaydının ise 26.2.1943 tarihinde tapu komisyon kararı ile oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bilirkişiler taşınmazın 7962 m2 sinin 3116 sayılı yasa uyarınca yapılan tahdit kapsamında olup, 1744 sayılı yasa uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığını halen bölümün orman olmadığını rapor etmişlerdir.
Hemen belirtmek gerekir ki; hazinenin devletin ve tasarrufu altındaki yer iddiası ile açtığı davalarda 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı kararlılık kazanmış yargısal uygulama ile benimsenmiştir.
Bunun yanında,4.7.1973 günü yürürlüğe giren 1744 sayılı yasanın "2.maddesinde orman sınırları dışına çıkarılacak yer sınırlaması itirazsız kesinleşmiş, tapulu arazi ise mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder" hükmüne yer verilmiştir. Ancak, taşınmazın tapu kapsamında olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
Sonuç: Hal böyle olunca, öncelikle 1448 nolu parsel kaydının tüm tedavülleriyle getirtilmesi 475 nolu kadastro parselinden oluşup oluşmadığının saptanması, anılan parselden oluştuğu anlaşılır ise, yerinde yeniden keşif yapılarak 475 nolu parsele tespit sırasında uygulanan tapu kaydının kapsamının belirlenmesi, yörede maki tefrik çalışması yapılıp yapılmadığının araştırılması yapıldı ise buna ilişkin tüm belgeler ve haritalar getirtilip uygulanacak taşınmazın maki tefrik haritası kapsamında olup olmadığının da belli edilmesi uzman bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infaza elverişli kroki alınması ve sonucun göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 26.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy