(2981 S. K. m. 10, 13) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, Mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı belediye, 2981 sayılı yasanın 13/a maddesine göre arsa tahsisi yapılacak kişilerin kendilerine veya eşlerine ait taşınmazları olmaması gerektiğini, aynı yasanın 10. maddesine göre de, hak sahibi olmayan kişilerin tapularının resen iptal edileceğini, davalının eşinin tapulu taşınmazı bulunduğunu, buna rağmen kişiler adına tapuda kayıtlı taşınmaz üzerine yapılan gecekondu nedeniyle imar affa başvurusu yapıldığını, gecekondunun dava dışı kişiye satılması nedeniyle o kişi adına tapu oluşturulduğunu, o kişi tarafından taşınmazın tekrar davalıya satıldığını, işlemlerin muvazaalı olduğunu bildirip, 9 nolu parsel tapusunun iptali ile tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece taşınmazın imar öncesi hazine arazisi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden, davalının miras bırakanı tarafından 1965 yılında enkaz satış senedi ile bir gecekondu alındığı, 1969 yılında da 34 nolu parselin 300/1765 payını edindiği, 1983 yılında imar affı başvurusu yapıldığı, 1992 yılında da imar uygulaması yapılarak çekişmeli 9 nolu imar parselinin davalının eşi, davacı belediye ve dava dışı kişiler adına yazıldığı, davalının eşine ait payın mirasçılarına intikal ettiği, davalının gecekonduyu 1993 yılında dava dışı Ayşe'ye satışı nedeniyle 9 nolu parseldeki davalı ve diğer mirasçılara ait payın tahsis suretiyle 21.3.1994 tarihinde Ayşe adına yazıldığı, Ayşe'nin payını tekrar 20.4.1994 tarihinde satış suretiyle davalıya temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda davalı gecekondunun imar öncesi hazine arazisi üzerinde olduğu belirtilmiş ise de, rapor inandırıcı verilerek dayanmayıp soyut içeriklidir ve hüküm kurucak nitelikte değildir. Şöyle ki, davacı gecekondunun kişiler adına kayıtlı 7205 ada 2 ve 3 nolu parseller üzerinde olduğunu iddia ettiği halde, anılan parsellerin kaydı getirtilip, uygulama dahi yapılmamıştır.
Hal böyle olunca, öncelikle davalının hak sahipliğinin incelenmesi, 7205 ada 2 ve 3 nolu parsel kayıt ve krokilerinin getirtilmesi, yerinde yeniden uzman bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak, 9 nolu parselin imar öncesi durumunun 2 ve 3 nolu parseller ile davalının eşinin paydaş olduğu 34 nolu parselin durumunun anılan parsellerin hangi imar parseline tekabül ettiğinin, 9 nolu imar parselinin hazine arazisi mi, yoksa kişiler adına kayıtlı arazi mi olduğunun davacıya ait gecekondunun bu taşınmazlardan hangisinde bulunduğunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ve yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 29.01.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy