(6831 S. K. m. 1/j, 2) (YİBK. E : 1993/5, K : 1996/1, 22.03.1996)
Davacı tarafından,davalı aleyhine açılan tapu iptali,tescil davasının yapılan yargılamasında Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelendi,gereği görüşülüp düşünüldü;
Ormanlar hakkında Cumhuriyet döneminde ilk olarak kapsamlı düzenleme getiren ve l.6.l937 tarihinde yürürlüğe giren 3ll6 Sayılı Orman Kanunun l.maddesinde ormanın tarifi yapılmakla beraber orman sayılmayan yerler teker teker belirtilmediğinden makilikler orman sayılmış, o dönemde yapılan sınırlamalarda da maki alanları orman sınırları içerisine alınmıştır. Bu durum 5653 sayılı kanunun yürürlük tarihine kadar devam etmiştir. 24.3.l950 tarihinde kabul edilerek 3.4.l950 tarihinde yürürlüğe giren 3ll6 sayılı Orman Kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesine ve bu kanuna bazı maddeler eklenmesine dair söz konusu kanunun birinci maddesinin birinci fıkrasında orman yeniden tanımlanmış, orman sayılmayan yerler ayrı ayrı açıklanmış (e) fıkrasında makiliklerin orman sayılmadığı açıkça belirtilmiş, bu fıkranın son bendinde ise 43. maddeye yollamada bulunularak hangi makiliklerin orman olduğu hükme bağlanmıştır. Adı geçen kanun uyarınca "makilik ve orman sahalarının birleştiği yerlerde orman sınırlarının tespitine ait yönetmelik" çıkarılmış, oluşturulan orman tahdit komisyonları ve maki komisyonları aracılığı ile ormanlar ile artık orman sayılmayan maki alanlarının sınırları tespit edilmiştir. Böylece daha önce orman niteliği ile hazine adına tapuya bağlanan maki alanları yasa gereğince nitelik değiştirerek orman olmaktan çıkmış ve hazinenin özel mülkü haline gelmiş,tapuya bağlanmamış yerler ise Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz durumuna dönüşmüştür.8.9.l956 tarihinde yürürlüğe giren ve halende yürürlükte bulunan 683l sayılı Orman Kanunun l/j.maddesinde
belirtilen ayrıcalıklar dışında makiliklerin ve fundalıkların orman sayılmadığı hükmü tekrarlanmıştır.Yukarıda değinilen yönetmelik ve bu yönetmelik uyarınca oluşturulan komisyonların ve yaptıkları işlemlerin yasal dayanaklarının bulunup bulunmadığı,geçerli olup olmadıkları yönünde içtihatlar arasında çıkan uyuşmazlıkta 22.3.l996 tarih l993/5 esas, l996/l sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı ile halledilerek komisyonların ve yaptıkları işlemlerin yasal ve geçerli olduğu hükme bağlanmıştır.
Bunun yanı sıra anılan kararda (... Orman sınırlandırması kapsamında iken, komisyonlar tarafından makilik alan olarak belirlenen taşınmazlar hakkında özel kanunlar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerekeceği...) vurgulanmıştır.
Öte yandan orman olmayan bir yer hakkında orman dışına çıkarma işlemi yapılamayacağı da kuşkusuzdur.Bu itibarla daha önce ilgili komisyonlarca makilik olarak belirlenen ve orman sayılmayan taşınmazlar için sonraki tarihlerde gerçekleştirilen orman dışarısına çıkarma işlemleri geçersiz olup, bunlara hukuki sonuç izafe edilemez.
Hemen belirtmek gerekir ki;22.3.1996 tarih.5/1 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında "özel kanunlar gereğince oluşturulan tapulara değer verileceğine " denilmesi;yaklaşık bir asır evvel sahih (doğru) esasa dayanılarak oluşturulan tapuların göz ardı edileceği ve eski tarihli tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği sonucunu ortaya çıkarmaz. Diğer bir deyişle eski tarihli tapu kayıtlarına değer verilmesi 22.3.1996 tarih,5/1 sayılı kararın genişletilmesi anlamına gelmez.Aksine çok eski tarihlerde tapu kaydına bağlanan mülkiyet haklarının korunması, anılan karara uyum sağlar ve hakların kaybolmasını önler. Esasen içtihat aykırılığı konusuna hasren incelenip,giderilmiş eski kayıtlar ve haklarda da bu incelemenin bünyesine alınmamış ve tartışılmamıştır. Hal böyle olunca; çekişmeli taşınmaz ya da taşınmazların bulunduğu yere ilişkin maki komisyonlarınca yapılan tefrik işlemlerine dair evrak ve haritalar ile 102-103 sayılı ana kadastral parsellerinin tespitlerine esas alınan tapu kayıtlarının ilk tesislerinden itibaren tüm tedavüllerinin ilgili merciilerinden dosyaya getirtilmesi ondan sonra yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler ile konunun uzmanı olan harita ve tapu fen memuru sıfatını taşıyan uzman bilirkişiler kurulu aracılığıyla keşif ve uygulama yapılması,uygulamada taraflara tanık dinletme olanağının tanınması, yerel bilirkişilerin ve tanıkların tapu uygulamasına yönelik açıklamalarının komşu kayıt ve belgelerle denetlenmesi uzman bilirkişi kuruluna uygulamayı yansıtan ve infazı sağlamada yeterli içerik taşıyan kroki düzenlettirilmesi 1962 tarihli maki tefrik raporu ile taşınmazın orman olarak mı yoksa toprak tevzice dağıtıma tabi tutulduğundan makilik olarak mı bırakıldığının açıklığa kavuşturulması soruşturmanın eksiksiz biçimde tamamlanmasından ve yukarıda değinilen ilkelere göre değerlendirme yapılmasından sonra bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.
Bir kısım davalıların temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA 16.4.2001 tarihide oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy