(743 S. K. m. 933)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, Mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı idare kadastroca tespit edilen 1418 parsel sayılı taşınmazın gecekondu önleme bölgesinde kaldığı için, D. Belediyesince kamulaştırıldığını, paylarını devir etmeyen paydaşlar aleyhine 6830 sayılı yasanın 17. maddesine dayanılarak açılan hükmen tescil davasının kabulle neticelendiğini, ne var ki, Güvenlik Konseyince 16.2.1981 tarihinde çevre belediyelerinin hükmi şahsiyetlerinin sona erdirilerek İstanbul Belediyesine bağlandığını, kararın infaz edilme aşamasında bu yerde imar uygulamasının yapıldığını ve tapuda paydaş gözüken kişilere yeni oluşturulan imar parsellerinde pay verildiğini, oysa kamulaştırma ve hükmen tescil gereği İstanbul Belediyesine geçmesi gereken paylar nedeniyle 4088 ada l, 4090 ada 1 ve 2 ve 4094 ada 1 nolu imar parsellerindeki davalı adına oluşturulan payların iptali ve tescilini istemiştir. Davalı ise imar işlemine esas olan idari işlemin, idari yargıda iptal edilmediğini ve davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, idari işlemin idari yargı yerinde iptal edilmediğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, kamulaştırılan ve kamu malı haline getirilen bir taşınmazın imarla özel mülk olarak, kişiler üzerine yazılması yönünde İmar Kanununda idari mercilere verilmiş bir yetki bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, idari mercilerin kamulaştırılan bir taşınmazı özel mülk şeklinde kişiler üzerine yazması yasadan doğan bir yetkiye dayanmadığından yok hükmünde bir yolsuz tescil niteliği taşır. Bu durumda, yolsuz tescille oluşan bu kaydın iptali hakkındaki davanın genel yargıda açılması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay'ın kararlılık kazanmış inançları da bu yöndedir.
Sonuç: Hal böyle olunca, çekişmeli yerde işin uzmanı bilirkişiler huzuruyla keşif yapılması, lağvedilen D. Belediyesince kamulaştırılan 1418 sayılı kadastral parsel ile imar uygulamasıyla oluşturulan 4088 ada l, 4090 ada 1 ve 2 ve 4094 ada 1 nolu parsellerin ölçümlerinin yapılarak, ana kadastral parsel kapsamında kalıp kalmadığının saptanması; kamulaştırılan ve hükmen tescile konu olan ana kadastral parsel kapsamında kaldığının saptanması halinde davanın kabulüne, aksi halde reddine kararı verilmesi gerekirken; yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 16.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy