(4721 S. K. m. 688, 690, 692, 693, 694) (743 S. K. m. 623, 624, 625)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı 561 (1819) ada 37 parsel sayılı taşınmazın tamamına sahip iken,13.9.1993 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca dava dışı yükleniciye pay devrettiğini, yüklenicinin davalılara satış vaadinde bulunduğunu, inşaatı tamamlamadığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Gerçekten, dava konusu taşınmazın tamamı davacıya ait iken dava dışı yükleniciye arsa karşılığı inşaat yapılmak üzere pay devredildiği; yüklenicinin taşınmaz üzerine inşaata başladığı; zeminde bulunan dükkanlardan birini satış vaadiyle davalıya, öteki dükkanları dava dışı kişilere satmayı vaat ettiği davalıların satış vaadi konusu dükkanı işgal ettikleri toplanan deliller, tapu kayıtları ve satış vaadi içeriğiyle sabittir.
Hemen belirtmek gerekir ki; yüklenicinin ardılı (halefi) olan davalının yüklenici edimini yerine getirmediğinden, satış vaadi sözleşmesine dayalı ayni bir hak talep edebilecek durumda değildir. Yüklenici ve davacıya isabet etmesi gereken bağımsız bölümleri yapıp tamamlamadığından davacı ve yüklenici arasında bir kullanma biçiminin belirlendiğinden söz etme olanağı da yoktur. Öte yandan, davalılar satış vaadi sözleşmesine dayanarak dava dışı yükleniciye tebaan dava konusu yeri kullandıklarından dolayı davacının Medeni Kanunun 625. maddesi uyarınca diğer paydaşları temsil yetkisinin de ortadan kalktığı açıktır. Bu durumda, uyuşmazlığın Medeni Kanunun 623 ve devamı maddelerinde hükme bağlanan müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.
Sonuç: Hal böyle olunca, tamamlanmamış bina tüm taşınmazı kapladığından ve davacının kullanabileceği bir yerde bulunmadığından, davacının payı oranında elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu taşınmazın tamamı hakkında elatmanın önlenmesi yönünden hüküm kurulması isabetsizdir. Davalıların temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 26.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy