(6831 S. K. m. 2) (4721 S. K. m. 713) (743 S. K. m. 639)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davada, Mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, imar şuyulandırması sonucu oluşan 342 ada 5 parsel sayılı taşınmazda 22516/44906 hisseye sahip olduğu (karşılığı=226m2) bu yerde, dava dışı belediyenin kısmi kamulaştırma yapması nedeniyle, bedel artırımı davası açtığını, o davanın lehine sonuçlandığını, bloke edilen parayı almak için müracaat ettiğinde; taşınmazın tapu kaydına 9.4.1999 tarihinde Hazine lehine orman dışına çıkarılmıştır... şerhi konulduğunu öğrendiğini bildirip bu şerhin terkinini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne ve şerhin terkinine kararı verilmiştir. Ne var ki, verilen kararın yasal olduğunu söyleyebilmek olanağı yoktur. Şöyle ki, yörede ilk kez 3ll6 sayılı yasaya göre 1948 yılında orman tahdidi yapılmış, 1951 yılında 5653 sayılı kanuna göre maki tefriki işlemi gerçekleştirilmiştir. Arazi kadastrosu ise 1956 yılında senetsizden yapılmış ve kesinleşmiştir. 1988 senesinde de 6831 sayılı yasanın 3302 sayılı kanunla değişik 2/B maddesi uyarınca nitelik yitirmeden işlemlerinin sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Önemle belirtilmelidir ki; 3116 sayılı yasa gereği yapılan tahdit işlemi sırasında tahdide alınan bölüm yönünden kişinin zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Zira maki tefrik işleminden sonra kadastro tespitine değin imar ihya ve zilyetlikten ötürü kazanma süresi dolmamıştır. Bu itibarla ana kadastral parselin ilk orman tahdidi içerisinde kalıp sonradan imar parsellerine dönüşen bölümü yönünden şerhin korunmasında zaruret vardır.
Hal böyle olunca, ilk tahditte orman sınırlarına alınan yer yada yerlerin belirlenmesi; daha sonra bu yönlerin hangi imar parsellerine yansıtıldığının açıklığa kavuşturulması; hiçbir zaman orman tahdidine alınmayan yer yada yerler için şerhin konamayacağının gözetilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davalıların temiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy