(4721 S. K. m. 719) (743 S. K. m. 645) (3402 S. K. m. 20)
Dava: Davalılar ve müdahil davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasının yapılan yargılamasında Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın müdahil davacılar tarafından temyizi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: Dosya içeriğine, toplanan delilere göre, davaya bağımsız hak talebiyle (asli müdahil olarak) katılan Kömür köyü tüzel kişiliğinin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Müdahil davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarına gelince; gerçekten dayandıkları bir parça tapu kaydının K.evvel 1291 tarihinde "yaylak" niteliği ile tesis edildiği anlaşılmaktadır. Yaylaklar köy halkının genel yararlanmasına sunulabileceği gibi bu nitelikli yerler için arazi kanununun 24.maddesi uyarınca kişiler adına özel tapu kaydı da oluşturulabilir. Nitekim mahkemece tapu kaydına değer verilmiştir. Ne var ki, kaydın uygulanmasına ilişkin soruşturma hükme yeterli değildir.
Bilindiği üzere; Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 645, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Hal böyle olunca, yerinde yeniden keşif yapılması tapu kaydının bir bütünlük ifade eden tek bir taşınmaz için tesis edildiği ve okuduğu sınırlar itibariyle de miktarı ile geçerli bulunduğu gözetilerek, yukarıda açıklanan ilkeleri karşılar kapsamda yerine uygulanması, sabit sınırlar ile bağlantı kesilmeksizin kayda miktarı ile geçerli kapsam tayin edilmesi gerekirken, yetersiz inceleme ve uygulama ile yetinilip, özellikle tapu kaydına 3 ayrı yerde ve niteliği gözetilmeksizin kapsam belirlenmesi isabetsizdir.
Sonuç: Müdahil davacı şahısların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 24.09.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy