(4721 S. K. m. 640, 701, 702, 703) (743 S. K. m. 581, 629, 630, 631) (YİBK. E: 1982/3, K: 1982/2, T: 11.10.1982 )
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan tapu iptali, tescil davasının yapılan yargılamasında Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalılar vekilleri tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 5.10.2001 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine Temyiz eden Nihat M. vekili Avukat E. Kamacı, Bilal Y. vekili Avukat S. Taş geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat gelmedi yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin özlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi iş karara bırakıldı dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Karar: Toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, davalıların öteki temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Ancak;
Dava ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı olarak temliki işlemi yapan kişinin çocukları tarafından açılmış,yargılama sırasında bu kişinin ölümü üzerine davacılar mirasçı konumuna gelmişlerdir ve satıcının davacılar dışında bir mirasçısı daha bulunmaktadır.
Davanın niteliği itibariyle tüm mirasçıların davada yer alması zorunludur.
İştirak halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.
MK. nun 629-631. maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, MK. nun 629. maddesinde ... ortaklardan her birinin hakkının o eşya bütününe yaygın olacağı.. biçiminde açıklanmıştır. İştirak halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya iştirak halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.
MK. nun 630/2. maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. (11.10.982 tarih 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir.
Hal böyle olunca, davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması ya da miras şirketine MK. nun 581. mad. uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek yazılı olduğu üzere davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir. Kabule göre de dava dilekçesinde satıcı adına tescil istendiği halde pay oranında iptal tescile karar verilmesi de isabetsizdir.
Sonuç: Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.5.1999 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık ücret tarifesinin 14.maddesi gereğince gelen temyiz eden vekilleri için 65.000.000 lira Avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy