(442 S. K. Ek m. 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15) (Köy Yerleşme Alanı Uygulama Yönetmeliği m. 12)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü
Karar: Davacı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tescil harici yerlerden iken; köy yerleşim alanı tespit komisyonunun 03.05.1988 tarih ve 1 nolu kararıyla, 3367 sayılı yasaya göre köy yerleşim alanına dahil edilip köy tüzel kişiliği adına kayıt oluşturulduğunu ancak; uygulama yönetmeliğine göre yapılan tahsislerde bir takım usulsüzlükler bulunduğunun ihbarı üzerine yaptırılan idari tahkikat sonucunda, davalı adına yönetmeliğin 12/b maddesine aykırı olarak kayıt oluşturulduğunun saptandığını ileri sürerek iptal ve tescil istemiştir. Mahkemece, ilk oturumda, dağıtımın yapıldığı köyün 1999 yılında belediye haline geldiğinden ve davacı hazinenin dava açma sıfatı bulunmadığından bahisle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Toplanan kanıtlara ve tüm dosya içeriğine göre; çekişmeli yerin evveliyatının tescil harici bırakılan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden iken;3367 sayılı yasaya göre oluşturulan komisyon kararıyla köy yerleşim alanına dahil edilerek haritaya bağlandığı, köy tüzel kişiliği adına kayıt oluşturulduktan sonra şahıslara tahsis edildiği ve 1999 yılında Kızılot köyünde belediye teşkilatı kurulduğu, şikayet üzerine yaptırılan idari tahkikat sonucu davalıya uygulama yönetmeliğinin 12/b maddesine aykırı olarak çekişmeli taşınmazın tahsis edildiğinin saptanarak eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda değinildiği üzere dava konusu taşınmaz; 3367 sayılı yasanın amacına uygun olarak kullanılmak üzere köy tüzel kişiliği adına kayıt oluşturulduktan başka bir anlatımla mülkiyet köy tüzel kişiliğine geçtikten sonra davalıya tahsis edilmiş ise de taşınmazın öncesinin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yer olması ilgili köy veya belediyenin dava açmaması göz önünde tutularak Hazinenin, köy tüzel kişiliğinin usulsüz yaptığı iddia edilen dağıtımın düzeltilmesini ve amacına uygun olarak kullanılmak üzere köy/belediye adına tekrar tescilini isteme hakkı ve yetkisinin bulunduğunun kabulü zorunludur.
Sonuç: Hal böyle olunca, işin esasına girilerek, tarafların tüm delillerinin toplanması, idari tahkikat evrak ve eklerinin noksansız onaylı ve okunaklı suret ya da fotokopilerinin getirtilmesi, davalının söz konusu yerden yararlanma olanağının bulunup bulunmadığının araştırılması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.02.2002 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı Hazine,442 sayılı yasaya bazı hükümler ilave edilmesine dair 3367 sayılı yasanın ön gördüğü hak sahipliği esas ve usullerine aykırı olarak davalı adına satış yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptali ile hazine adına tescilini istemiş, mahkemece davanın husumet yönünden reddine mütedair verilen karar davacının temyizi üzerine Dairenin sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda bozulmuştur.
Çoğunluk ile görüş farklılığımız Hazinenin aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
442 sayılı Köy Kanunu'na 3367 sayılı yasa ile ilave edilen ek maddelerle köy yerleşim alanının belirlenmesi konusunda genel usul ve esaslar belirlendikten sonra kayıt tescil işlemleri, plan gerçekleştirme, ihtiyaç sahiplerinde aranan vasıflar, devir yasakları, amaca uygun kullanma, rayiç bedel tayini, satış esasları gibi hususların çıkartılacak yönetmelik hükümleri ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Taşınmazlardan 299, 300, 301, 304, 305 ve 306 nolu parseller İl Özel İdaresi adına tapulu, 308 nolu parsel ise D.H.T. altındaki yerlerden iken tevhit edilip bir bütün haline getirildikten sonra köy adına tapuya bağlanmış ve imar uygulaması yapıldıktan sonra oluşan imar çapları aynı yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca rayiç bedelleri üzerinden muhtelif kişilere satılmıştır. Bu arada nizalı parselde davalıya temlik edilmiştir.
Yasanın ek 13. yönetmeliğin 12. maddesinde hak sahipliği şartları açıkça tadat edilmiş, ne var ki, hak sahibi olmadığı halde, kendisine taşınmaz satılan kişiyle ilgili yasada bir müeyyide, bir başka ifade ile geri alınacağına dair bir hüküm bulunmamakla beraber, yönetmeliğin 15. maddesinde aynen arsaların hak sahipleri adına tapuda tescili tarihinden itibaren (5) beş yıl içinde bina yapılmadığı takdirde, köy muhtarlığınca alınacak yargı kararı ile tapu iptal edilerek, arsa, köy tüzel kişiliği adına tescil ettirilir hükmüne yer verilmek suretiyle geri alma koşulunu sadece yasal süre içerisinde (5 yıl) yapılanmama durumuna bağlamıştır. Diğer koşulların bulunmaması halinde geri alınacağına dair bir hükümde ne yasada, ne de yönetmelikte yer almamıştır. Şayet satış sırasında bir usulsüzlük yapılmışsa ilgililerinin elbette sorumlulukları söz konusudur. Aksi düşünce ile geri alma konusunda hazineye dava hakkı tanımak yasa koyucunun amacına ters düşer.
Kaldı ki, bir bakıma dava hakkı olduğu düşünülse bile, bu davayı açma hakkı hazineye değil, köye aittir. Zira, yönetmeliğin 15. maddesinde açıkça ...köy muhtarlığınca alınacak yargı kararı ile tapu iptal edilerek... denilmek suretiyle davanın köy tüzel kişiliğince açılacağı belirtilmiştir. Satış tahsis ağırlıklı olmayıp, rayiç bedel üzerinden yapıldığı için ve davalı tarafta satış bedelini ödediğine ve 15. maddede belirtilen hal dışında tadat edilen hak sahibi olma şartlarının bulunmaması nedeniyle esasen hazinenin dava hakkının bulunduğunu söyleme olanağı da yoktur.
Hal böyle olunca; köy hükmü şahsının sonradan Belediye olması nedeniyle onun külli halefi olması sebebiyle davanın Belediye tarafından açılması iktiza ettiği düşüncesindeyim.
Açıklanan nedenlerle mahkeme kararının onanması görüşüyle sayın çoğunluğun bozma doğrultusundaki kararına iştirak edemiyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy