(818 S. K. m. 18) (4721 S. K. m. 565, 669)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan tapu iptali, tescil, tenkis davasının yapılan yargılamasında, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 16.4.2002 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vs. vekili avukat Ercan Ö. ile temyiz edilen vs. vekili avukat Mehmet Yıldız geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı,bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacılar, çekişmeli taşınmazların davalılar adına muvazaa ve gizli bağış yoluyla kayıtlandığını ileri sürerek tapu iptali, tescil ve tenkis isteğinde bulunmuşlardır.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre davalıların öteki temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.Gizli bağış suretiyle davalılar adına tescil edildiği iddia edilen 8, 9 ve 349 sayılı parsellere yönelik temyiz itirazına gelince; gerçekten bu taşınmazların üçüncü kişilerden satın alma şeklinde davalılar adına tapuya kaydedildiği ve bu tapu kayıtlarına dayalı olarak kadastroca davalılar adına tescil edildiği sabittir.Bu durumda söz konusu taşınmazlar yönünden yanlar arasındaki uyuşmazlık, murisin gerçekte bedelini bizzat ödeyip, üçüncü kişiden satın aldığı taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla tapu siciline yarar sağlamak istediği kişi ( davalı ) adına kaydettirmesi halinde 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulup bulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten , 1.4.1974 tarihli karar , konusu ve sonuç bölümü itibariyle, murisin kendi üzerindeki tapulu taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcıdır. Somut Olayda olduğu gibi bedeli ödenerek "gizli bağış" şeklinde gerçekleştirilen işlemler hakkında anılan Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının doğrudan bağlayıcı olma niteliği yoktur. Ayrıca karara, yorum yoluyla gizli bağış iddialarına yönelik olarak uygulama olanağı sağlanamayacağı;Hukuk Genel Kurulunun 30.12.1992 tarih 586/782; 21.9.1994 tarih 248/538; 21.12.1994 tarih 667/856; 11.10.1995 tarih 1995/1-608 sayılı kararlarında belirtilmiş; Dairenin yargısal uygulaması bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır.Bunun yanı sıra davada, muvazaa isteği ile birlikte kademeli olarak tenkis isteğinde de bulunulabileceği, 22.5.1987 tarih 4/5 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme kararı ile benimsenmiştir.
Hal böyle olunca, 8, 9 ve 349 parsel sayılı taşınmazlar bakımından tenkis isteğine yönelik gerekli inceleme ve soruşturmanın yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bunlar için de iptal ve tescile hükmedilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2001 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına ve peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 16.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy