(4721 S. K. m. 719) (3402 S. K. m. 20)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan satışın iptali ve tescil davasının yapılan yargılamasında, mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 4.6.2002 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edilen hazine vekili avukat G. Şahin geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz eden vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu 2 parsel sayılı taşınmazı satın aldıktan sonra krokisinde gerçek miktarının 3971,41 m2 olmasına karşın, tapuya 2787 m2 olarak yazıldığını, bu yanlışlığın Tapu Sicil Müdürlüğüne başvurusu üzerine anlaşıldığını, Tapu Sicil Müdürlüğünün Tapu Sicil Tüzüğünün 85. maddesine göre, tapudaki miktarını krokiye uygun olarak düzelttiğini, ancak, usulsüz olarak miktar fazlasının hazineye ait olduğu yönünde şerh konulduğunu ileri sürerek bu şerhin kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece davacının taşınmazı satın aldığı sırada tapuda yazılı miktarının 2787 m2 olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, mahkemece verilen hükmün yasal olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Hemen belirtilmelidir ki, çaplı taşınmazlarda mülkiyet hakkını kadastroca paftasına uygun olarak düzenlenen geometrik şekil belirler. Başka bir anlatımla bu geometrik şekil dahilinde bulunan arz parçası malikin mülkiyet alanını oluşturur. Davacı çap satın almıştır. Nitekim taşınmazı satın alırken çapa göre alınan miktarın 3971,41 m2 olduğu dosyada mevcut bilirkişi raporuyla sabittir. Esasen bu yönde yanlar arasında bir uyuşmazlık olmadığı gibi, mahkemenin kabulü de bu yöndedir.
Bu durumda, Medeni Kanunun 719. maddesi ve 3402 sayılı yasanın 20. maddesi hükümlerinde öngörülen yasal kurallara karşı tapuya verilen miktar fazlalığına ilişkin şerhin dayanaksız olduğu kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere reddedilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine 04.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy