(6831 S. K. m. 2/B) (3402 S. K. m. 19)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı hazine vekili, dava konusu taşınmazın öncesinin orman olduğunu, hazine yararına orman dışına çıkarıldığını, ancak taşınmaz orman içinde iken kişiler üzerine yazılıp, daha sonra da davalıya temlik edildiğini, oluşan tapu kaydının yolsuz bulunduğunu ileri sürerek iptali ile hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne, ancak taşınmaz üzerindeki muhtesatın davalı tarafından yapıldığı ve zilyetliğin davalıda bulunduğu gerekçesi ile tapu kaydının beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş, karar şerh nedeniyle hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, gerçekten bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 35 parsel sayılı taşınmazın 3116 sayılı yasa uyarınca 1938 yılında yapılan tahdit sonucu orman sınırları içerisine alındığı, 1962 yılında 5602 sayılı yasaya göre kadastrosu yapılıp, kişi adına tespit ve tescil edildiği, 1989 yılında imar uygulamasına tabi tutulduğu ve dava konusu yerin 929 ada 7 nolu imar parseli olarak davalının bayii adına yazıldığı, 13.8.1993 tarihinde ise tapu kaydına "6831 sayılı yasanın 2/B. maddesinin uygulanmasına tabiidir" şerhinin düşürüldüğü, 3.4.1994 tarihinde de taşınmazın cins hanesinin "kargir villa" olarak değiştirildiği ve 26.9.1997 tarihinde ise davalıya satış yoluyla devredildiği sabittir.
Yukarıda açıklandığı üzere, olayda 2924 sayılı Orman İçi Köylülerinin Desteklenmesi hakkındaki ve bu yasanın bazı maddelerini değiştiren 4127 sayılı yasa ile ilgili bir çıkarma işlemi bulunmamaktadır. Bu itibarla, taşınmaz üzerine zilyetlik şerhinin düşürülmesi yönünde verilen karar doğru değildir. Öte yandan, dava konusu taşınmaz üzerine yapılan villa, kadastrodan sonra yapıldığından 3402 sayılı yasanın 19. maddesinin uygulanmasına da olanak bulunmamaktadır.
Sonuç: Hal böyle olunca, tapunun iptali ile hazine adına tesciliyle yetinilmesi gerekirken, ayrıca tapu kaydı üzerine, muhtesat ve zilyetlik şerhi verilmesi yönünde hüküm kurulması doğru değildir. Davacı hazine vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 15.5.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy