(2004 S. K. m. 68, 170) (1086 S. K. m. 292) (YHGK 1945/20E 1947/6K 5/2/1947)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan iptal-tescil davasının yapılan yargılamasında, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından, duruşma istemli temyiz edilmekle, duruşma günü olarak saptanan 11.6.2002 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili avukat N.Y. ile temyiz edilen vekili avukat A.I. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, bilahare dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dairece, hüküm (...Davacı dava konusu taşınmazın aldığı borç karşılığı teminat olarak verildiğini ileri sürmüş, 26.12.1996 tarihli belge fotokopisini ibraz etmiştir. 5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı'nda kabul edildiği üzere bu tür iddiaların yazılı delil ile kanıtlanması gerekir. Gerçekten ibraz edilen belge davacının vekili ile davalının imzasını taşımaktadır.
Ne var ki, davalı imzanın kendisine ait olmadığını bildirmiş, mahkemece davalının haricen yaptırdığı bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle imzanın davalıya ait olmadığı sonucuna varılmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, davalının tek yanlı aldığı ve kesin sonuç belirtmeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınması mümkün değildir. Hal böyle olunca davacının dayandığı 26.12.1996 tarihli belgenin aslının kendisinden istenmesi, aynı tarihte davalının eli mahsulü belgelerin sorulup, mercilerinden istenilmesi veya bulunmadığı takdirde, davalının tatbike medar imza1arının huzurda alınması ve tüm bu imzaların bu konuda uzman bilirkişi kuruluna gönderilmek suretiyle, aynı el mahsulü olup olmadığının, kesin olarak saptanması, davalıya ait olduğunun anlaşılması halinde, alınan borcun miktarının belirlenip Borçlar Kanunu'nun 81. maddesi uyarınca mahkeme veznesine depo ettirilmesi ve davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere davanın reddi cihetine gidilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca yapılan incelemede dosyaya sunulan 26.12.1996 tarihli belgedeki davalı Nihat adı altındaki imzanın ona ait olmadığı saplanmış ise de 25.12.2001 tarihli oturumda bu kez davacı tarafından protokoldür başlıklı belge ibraz edilmiş, bu belgeye ve ibrazına davalı karşı koymadığı gibi 25.12.2001 tarihli oturumda içeriğini ve düzenleme şeklini de aynen kabul etmiştir.
Hal böyle olunca, söz konusu belgenin taraflar arasındaki inanç sözleşmesinin belgesi olarak kabulü zorunludur.
Diğer taraftan, davalının belgeye ve ibrazına karşı çıkmaması nedeniyle bunun, yargılamanın her aşamasında dikkate alınacağında kuşku yoktur. Öte yandan 5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı'nda belirtildiği üzere, inanç sözleşmesine ilişkin belgenin yazılı olması yeterli olup, resmi şekilde düzenlenmesine de gerek yoktur.
Bu itibarla, söz konusu belgeye değer verilmek suretiyle, taraflar arasındaki alacak borç ilişkisindeki borç miktarının belirlenmesi, önceki bozma ilamında değinildiği üzere Borçlar Kanunu'nun 81. maddesi uyarınca, belirlenecek borç bedelinin mahkeme veznesine depo ettirilmesi ve böylece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddedilmiş olması doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazı yerindedir,
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK' nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2001 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 250.000.000.- TL duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy