(4721 S. K. m. 683)
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, Medeni Kanunun 683. maddesine dayanan çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi; isteğine ilişkin olup; mahkemece (
.. önceden verilen hükmün kesin hüküm oluşturduğu) gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, Medeni Kanunun 683. maddesi, bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir hükmünü öngörmüştür.
Öğretide özet olarak (...Zilyet bulunmayan malikin; malik olmayan zilyet aleyhine açtığı davadır...) şeklinde tanımlanan istihkak davasında da kuşkusuz kesin hüküm oluşabilir. Dr. Suat Bertan; Ayni Haklar adlı eserinin 296. sahifesinde bu konuya değinerek (...muhkem kaziye vardır denilebilmesi için, istihkak davası sonunda verilen hüküm ile yalnızca bir malın davacıya teslimi gerektiğinin veya hukuki bir sebepten dolayı o malın davacıya teslim edilmesi gerekmediğinin o davanın tarafları arasında muhkem kaziye halini alması gerekir...) görüşünü ifade etmektedir. Öte yandan, müdahale yenilendikçe veya sürüp gittikçe, mal sahibi mülkiyet hakkını korumak için müdahalenin önlenmesini isteyebilecektir.
Somut olayda, davacı önceden kesinleşen hükmün kapsamı dışındaki yere de elatıldığını ileri sürmüştür.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler gözetilerek, inceleme ve uygulama yapılması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere davanın red edilmesi doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları doğrudur. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy